<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dokun - Kadın Yaşam - Sağlık, Moda, Kültür,  Sanat</title>
	<atom:link href="http://www.dokun.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dokun.org</link>
	<description>Kadın, Genç Kız, Sağlık, Moda, Kültür,  Sanat, Yaşam, İnternet, İlişkiler, Zayıflama</description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 May 2012 20:42:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>Bel ağrısı, iç organlardaki hastalıkların belirtisi olabiliyor</title>
		<link>http://www.dokun.org/saglik/2569_bel-agrisi-ic-organlardaki-hastaliklarin-belirtisi-olabiliyor.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/saglik/2569_bel-agrisi-ic-organlardaki-hastaliklarin-belirtisi-olabiliyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 20:42:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bel ağrısı iç organlardaki hastalıkların belirtisi olabiliyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2569</guid>
		<description><![CDATA[Bel ağrısı, bel bölgesine ait nedenlerle ortaya çıkabildiği gibi karın içerisinde bir aort anevrizması, böbrek taşı ve safra kesesi, pankreas ya da karaciğerde sorun ile kalça eklemi veya eklem hastalıkları varsa da yaşanabiliyor. İç organlardaki hastalıklar da bel ağrısı olarak işaret verebiliyor. Türk toplumunun %80’i, yaşamlarının bir döneminde mutlaka bel ağrısı çekiyor. Özellikle yetişkinlerde 30 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bel ağrısı, bel bölgesine ait nedenlerle ortaya çıkabildiği gibi karın içerisinde bir aort anevrizması, böbrek taşı ve safra kesesi, pankreas ya da karaciğerde sorun ile kalça eklemi veya eklem hastalıkları varsa da yaşanabiliyor. İç organlardaki hastalıklar da bel ağrısı olarak işaret verebiliyor.<br />
<span id="more-2569"></span><br />
Türk toplumunun %80’i, yaşamlarının bir döneminde mutlaka bel ağrısı çekiyor. Özellikle yetişkinlerde 30 yaşından itibaren bel ağrısı çekme riski artıyor. Ancak bununla birlikte yapılan araştırmalar, bel ağrısı çeken hastaların ilk ağrıda hemen hekime başvurduklarını, ancak ikinci ağrıda artık hekime gitmediklerini gösteriyor.  </p>
<p>Anadolu Sağlık Merkezi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Kıral, bel ağrılarının yüzde 90’ı mekanik bel ağrısı denilen kas kökenli ağrı olsa da iç organ hastalığı bulunanlar ile kısa süre önce ameliyat geçirenlerin ve kanser öyküsü olanların bel ağrısını ciddiye alması gerektiğini belirtiyor.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/bel-agrisi.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/bel-agrisi.jpg" alt="" title="bel-agrisi" width="540" height="305" class="aligncenter size-full wp-image-2570" /></a></p>
<p>Prof. Dr. Ahmet Kıral, hastaların biraz bilgilendikten sonra tekrarlayan bel ağrılarını hekime başvurmadan ve tedavi olmadan geçirdiklerini dikkat çekiyor.  Bel ağrısı çeken kişilerde, ağrı elden ayaktan kesiyor, uyumayı engelliyor veya gece uyandırıyorsa mutlaka dikkate alınması gerektiğine işaret eden Prof. Dr. Kıral, şunları söylüyor: “<strong>Özellikle ağrıyla birlikte ateş, titreme, kilo kaybı ya da enfeksiyon varsa, barsak ya da mesane işlevlerinde değişiklik olduysa, uyuşukluk, karıncalanma ya da güçsüzlük hissediliyorsa ve hastanın geçmişinde kanser öyküsü varsa, ağrı başladıktan itibaren en geç iki ay içinde hekime başvurulması gerekiyor</strong>”.</p>
<p>Prof. Dr. Kıral’ın verdiği bilgiye göre; Bel ağrılarında; 30 yaş üzerindeki herkes, arthrit ya da osteoporozu (kemik erimesi) olanlar, menopoza girmiş kadınlar, gebeler ve yeni anneler, diyabet, hipertansiyon ve kanser gibi sağlık sorunları olanlar, sigara içenler, kısa süre önce ameliyat geçirenler, enfeksiyonlara açık olanlar ve bel sorunlarına yakalanmaya genetik olarak eğilimli olan kişilerin riski daha yüksek oluyor.</p>
<p><strong>Bel ağrısını, multidisipliner bir ekip tedavi etmeli</strong><br />
Bel ağrısı, bel bölgesine ait nedenlerle ortaya çıkabildiği gibi karın içerisinde bir aort anevrizması, böbrek taşı ve safra kesesi, pankreas ya da karaciğerde sorun ile kalça eklemi veya eklem hastalıkları varsa da yaşanabiliyor. İç organlardaki hastalıklar da bel ağrısı olarak işaret verebiliyor. Bel ağrısı çeken kişilerin hangi uzmanlık dalına başvurması gerektiğinin halen tartışılan bir konu olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kıral, “<strong>Bel ağrısını tek bir uzmanlık değil, multidisipliner bir ekibin tedavi etmesi gerekiyor</strong>. Avrupa ve Amerika’da bu amaçla oluşturulan Omurga Tedavi Grupları’nda; ortopedist, beyin ve sinir cerrahı, fizik tedavi uzmanı, algoloji uzmanı ve kayropraktik uzmanı bulunuyor. Ülkemizde de başta omurga kırıklarının tedavisi olmak üzere, tüm omurga girişimleri ortopedik omurga cerrahları tarafından yapılabiliyor. Skolyoz ve kifoz gibi omurgada şekil bozukluğuyla seyreden hastalıklarla omurga kırıkları da omurga tedavi merkezlerinde başarıyla tedavi ediliyor” diye belirtiyor.<br />
<em>Anadolu Sağlık Merkezi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/saglik/2569_bel-agrisi-ic-organlardaki-hastaliklarin-belirtisi-olabiliyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız kokusundan korunmanın 10 pratik yolu</title>
		<link>http://www.dokun.org/mansetler/2566_agiz-kokusundan-korunmanin-10-pratik-yolu.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/mansetler/2566_agiz-kokusundan-korunmanin-10-pratik-yolu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 17 May 2012 19:58:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ağız kokusundan korunmanın 10 pratik yolu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2566</guid>
		<description><![CDATA[Birçok insanın sorunu olan ağız kokusu, kişinin hem kendisini hem de çevresini rahatsız eden bir durum. Ağız kokusu, yediklerimizden ve içtiklerimizden kaynaklandığı gibi bazı hastalıkların da habercisi olabiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Alper Çıldır, ağız kokusundan kurtulmak için önemli tavsiyelerde bulunuyor: 1. Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun! Diş çürükleri ve dişeti iltihapları ağız kokusunun önemli [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok insanın sorunu olan ağız kokusu, kişinin hem kendisini hem de çevresini rahatsız eden bir durum. Ağız kokusu, yediklerimizden ve içtiklerimizden kaynaklandığı gibi bazı hastalıkların da habercisi olabiliyor. Anadolu Sağlık Merkezi Diş Hekimi Alper Çıldır, ağız kokusundan kurtulmak için önemli tavsiyelerde bulunuyor:<br />
<span id="more-2566"></span><br />
1. <strong>Dişlerinizi ve dişetlerinizi koruyun!</strong> Diş çürükleri ve dişeti iltihapları ağız kokusunun önemli nedenlerindendir. Ağız içindeki enfeksiyon, bakteri üremesini artırdığı için daima ağız kokusuna neden olur. Bu nedenle mutlaka diş sağlığı ve bakımına önem verilmelidir. Düzenli olarak günde en az iki defa (sabah kahvaltı sonrası ve akşamları yatmadan önce) dişlerin fırçalanması ve ağız garagarası kullanılması büyük önem taşır. Dişeti sağlığı da çok önemlidir. Yılda en az iki defa düzenli diş hekimi kontrolünde olarak dişeti sağlığınızı kontrol ettirmelisiniz. Çünkü dişeti problemleri ancak çok ileri seviyeye geldiğinde kişinin kendisine bazı belirtiler vermektedir. Böyle durumlarda da tedavi süreci hem uzamakta hem de daha komplike hale gelebilmektedir.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/agzini-kapatan-kadin.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/agzini-kapatan-kadin.jpg" alt="" title="agzini-kapatan-kadin" width="540" height="331" class="alignright size-full wp-image-2567" /></a></p>
<p>2. <strong>Ağzınızda bulunan protez ve köprüleri kontrol ettirin!</strong> Ağız içindeki eskimiş köprü ve diş protezleri zamanla gıda birikmesine yol açarak kötü kokulara neden olabilir. Bu nedenle protez ve köprüleri düzenli aralıklarla kontrol ettirmek; yenilenmesi gerekenleri değiştirmek, eksik olan dişlerin yerleri için gerekli tedavileri yaptırmak gerekir.</p>
<p>3. <strong>Sakız çiğneyin!</strong> Tükürük akış hızını arttırmak, ağız kokusu ile savaşmanın en güçlü yollarından biridir. Tükürük akış hızını arttırmanın en kolay yolu da uygun sakızların çiğnenmesidir. Şeker hastalığı gibi bazı hastalıklarda, pek çok ilacın yan etkisi olarak ortaya çıkan ağız kuruluğu ağız kokusuna neden olur. Şekersiz sakız çiğnemek tükürük salgınızı artırarak ağız temizliğinize yardımcı olur. Sakızların içerisinde yemek parçacıklarını yerinden söküp mideye gönderecek güçlü enzimler, güçlü bakteri öldürücü antibiyotikler vardır. Ancak nane şekerleri ve tatlı sakızlar yerine Xylitol içeren sakızlar bu konuda yardımcı olabilir. Şekerli sakızlar diş çürüğüne neden olabildiğinden tüketilmemelidir.</p>
<p>4. <strong>Daha fazla su için!</strong> Özellikle yaşla artan vücut kuruması pek çok yönden dikkat edilmesi gereken bir durumdur. Çok su içmek onlarca diğer yararının yanında dilinizin kurumasını da önleyerek ağız kokusu ile mücadelede önemli bir silah olarak kullanılabilir.</p>
<p>5. <strong>Asla burnunuz tıkalı uyumayın!</strong> Sinüzit gibi hava yolu rahatsızlıkları ve burun tıkanmasına neden olan diğer durumlar geceleri ağızdan nefes almamıza neden olur. Bu durum ağız ve boğazı kurutarak bakterilerin üremesi için ideal bir ortam oluşturur. Azalan tükürük salgısı durumu daha kötü hale getirir. Bu nedenle kesinlikle burun tıkalı uyumamaya dikkat edilmelidir.</p>
<p>6. <strong>Basit şeker tüketimini azaltın!</strong> Beyaz un, beyaz şeker, glukoz/fruktoz şurubu ile tatlandırılmış tüm hazır gıdalar ağız içindeki bakteriler için hazinedir. Bakteriler, bu tür şekerleri kullanarak hızla çoğalırlar. Basit şekerler (atıştırmalık tüm şekerli gıdalarda olduğu gibi) diş çürüklerine neden olur.</p>
<p>7. <strong>Lokmaları iyi çiğneyin!</strong> Lokmaların iyi çiğnenmesi, yiyeceklerle tükürük salgısının iyice karışmasını ve ağızda yemek parçası kalma olasılığını düşürür. Daha çok çiğneme hareketi daha çok bakterinin yerinden koparak mideye gitmesine yardımcı olur. </p>
<p>8. <strong>Peynir ve Tarçın tüketin!</strong> Öğün sonrası ağız içerisindeki asidik ortamı bazik hale çevirecek peynir vb ürünler tüketin. Bu hem ağız kokusunun önlenmesinde hem de çürük oluşumun önlenmesinde önemli rol oynar. Ayrıca içeceklerinizde ve uygun yiyeceklerinizde tarçın kullanmak da ağız kokusunu gidermede yardımcı olur. Tarçın ağız içi bakterilerle mücadelede önemli bir silahtır. Eğer varsa tarçınlı şekersiz sakızlar da uygun bir öneri olabilir. </p>
<p>9. <strong>Diş ipi kullanın!</strong> Diş ipi sayesinde fırçanın çıkaramadığı yerlerdeki bakteri ve yemek artıkları sökülür. Özellikle diş gövdeleri arasındaki dar bölgelerde biriken yemek artıkları hızlı bakteri çoğalmasına neden olabilir. </p>
<p>10. <strong>Sigara içmeyin!</strong> Sigara içmek ağız kuruluğuna neden olduğundan ağız kokusuna sebep olur. Ayrıca diğer bir ağız kokusu nedeni olan diş eti hastalıklarına da zemin hazırlar.</p>
<p>Bu önerilere uyulmasına rağmen ağız kokusu devam ediyorsa bir uzmana başvurmak gerekir.<br />
<em>Anadolu Sağlık Merkezi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/mansetler/2566_agiz-kokusundan-korunmanin-10-pratik-yolu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>100 kadından 3’ü erken menopoza giriyor</title>
		<link>http://www.dokun.org/mansetler/2563_100-kadindan-3u-erken-menopoza-giriyor.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/mansetler/2563_100-kadindan-3u-erken-menopoza-giriyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 17:02:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[100 kadından 3’ü erken menopoza giriyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2563</guid>
		<description><![CDATA[Her 100 kadından 3’ünde görülen ve nedeni çoğunlukla bilinmeyen erken menopozu tetikleyen etkenlerin başında obezite ve sigara geliyor. Türkiye’de görülme sıklığı yüzde 3 olan erken menopozun teşhis edilmesi, menopoz döneminin daha kaliteli geçirilebilmesi için oldukça önemli. Modern yaşamın olumsuz getirisi olan çevre kirliliğinin artması, sigara kullanımı, aşırı stres ve diğer faktörler nedeniyle erken menopozun görülme [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Her 100 kadından 3’ünde görülen ve nedeni çoğunlukla bilinmeyen erken menopozu tetikleyen etkenlerin başında obezite ve sigara geliyor.</p>
<p>Türkiye’de görülme sıklığı yüzde 3 olan erken menopozun teşhis edilmesi, menopoz döneminin daha kaliteli geçirilebilmesi için oldukça önemli.<br />
<span id="more-2563"></span><br />
Modern yaşamın olumsuz getirisi olan çevre kirliliğinin artması, sigara kullanımı, aşırı stres ve diğer faktörler nedeniyle erken menopozun görülme sıklığı artıyor. Neolife Tıp Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gonca Saraç, menopozun 42-58 yaş aralığında görüldüğünü ancak Türkiye yaş ortalamasının 46-48 yaş aralığına düştüğünü belirtiyor.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/guzel-kadin.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/guzel-kadin-300x200.jpg" alt="" title="guzel-kadin" width="300" height="200" class="alignleft size-medium wp-image-2564" /></a>Menopozu doğal bir döngü olarak tanımlayan Saraç, kadınların ömürlerinin yaklaşık 3’te birini kapsayan menopozu bir hastalık olarak kabul etmemek gerektiğine dikkat çekiyor. </p>
<p>Saraç, “<strong>Erken menopoz ise 40 yaşından önce girilen menopozdur</strong>. Yumurtalıkların iki fonksiyonu vardır; östrojen ve yumurta üretmek. Menopoz östrojen hormonunun bitimiyle ortaya çıkıyor. Ancak yumurta üretimindeki azalma östrojenin bitmesinden 4-5 yıl önce başlıyor. Üreme sistemini etkileyen fonksiyonel bozukluklarda (endometriozis, polikistik over sendromu , üreme organlarının kanseri) normalden daha genç yaşlarda menopoz görülebiliyor. Bu bozukluklar, sıklıkla menopoz sürecini hızlandırabiliyor ve menopozla birlikte yaşanan fiziksel ve duygusal sağlık sorunları artabiliyor. Erken menopozun diğer nedenleri arasında sigara, obezite, ırksal ve etnik faktörler, hastalıklar, kemoterapi, radyasyon, rahim ve / veya her iki yumurtalığın cerrahi olarak çıkarılması sayılabilir. Rahmi alınmış ancak yumurtalıkları bırakılmış kadınlarda adet kanamaları kesilse de, yumurtalıklar çalıştığı sürece menopoza ait şikayetler görülmüyor. Bu kadınlarda menopoz, normalde olacağı yaştan, ortalama 3,7 yıl önce geriye geliyor. Yumurtalıkların alınması durumunda ise (rahim bırakılmış olsa da) yaş ne kadar genç olursa olsun cerrahi menopoz gerçekleşiyor.” diyor.</p>
<p><strong>MENOPOZDA TAKİP ÖNEMLİ</strong><br />
- Kanser tarama testleri ile riskler takip edilmeli.<br />
- 65 yaşa kadar rahim ağzı kanser taraması – smear testi yaptırılmalı.<br />
- Meme muayenesi, mamografi ve meme ultrasonu ile memedeki değişiklikler yıllık olarak izlenmeli.<br />
- Rahim ve yumurtalıklar ultrason ile kontrol edilmeli.<br />
- Kemik yoğunluğu ölçülmeli.<br />
- Menopozla eş zamanlı ortaya çıkan bazı bozukluklar (şeker, kolesterol, tiroid hormonları vb.) kan testleri ile araştırılmalı.<br />
<em>Hürriyet sağlık</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/mansetler/2563_100-kadindan-3u-erken-menopoza-giriyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Çocuk yetiştirmeyle ilgili doğru bilinen 8 yanlış</title>
		<link>http://www.dokun.org/mansetler/2559_cocuk-yetistirmeyle-ilgili-dogru-bilinen-8-yanlis.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/mansetler/2559_cocuk-yetistirmeyle-ilgili-dogru-bilinen-8-yanlis.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 16:31:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk yetiştirmeyle ilgili doğru bilinen 8 yanlış]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2559</guid>
		<description><![CDATA[Geçmişten günümüze kulaktan kulağa aktarılan birçok bilgi, çevrenin yönlendirmeleri veya günümüzün bilgi kirliliği, çocuk yetiştirirken annelerin doğru bilgiye ulaşmalarını kimi zaman engelleyebiliyor. Peki doğru bildiğimiz bu yanlışlar hangileri? Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, çocuk sağlığıyla ilgili annelerin en sık karşılaştıkları doğru bilinen yanlışları anlatıyor: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişten günümüze kulaktan kulağa aktarılan birçok bilgi, çevrenin yönlendirmeleri veya günümüzün bilgi kirliliği, çocuk yetiştirirken annelerin doğru bilgiye ulaşmalarını kimi zaman engelleyebiliyor. Peki doğru bildiğimiz bu yanlışlar hangileri? Anadolu Sağlık Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ve Çocuk Nefrolojisi Uzmanı Doç. Dr. Neşe Karaaslan Bıyıklı, çocuk sağlığıyla ilgili annelerin en sık karşılaştıkları doğru bilinen yanlışları anlatıyor:<br />
<span id="more-2559"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/cocuk-sagligi.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/cocuk-sagligi-300x153.jpg" alt="" title="cocuk-sagligi" width="300" height="153" class="alignleft size-medium wp-image-2560" /></a>• <strong>Bebek fazla kucağa alınmaz, alınırsa kucağa alışır!</strong> Yenidoğan bebeğinizi emzirmek, altını değiştirmek, sevmek, okşamak, konuşmak için kucağınıza almalısınız. Anne ile bebek arasında kurulacak sevgi ve güven bağı için bu çok önemlidir. İstekleri karşılanan, sevgi ve güven hisseden bebeğinizi daha ileri dönemlerde uyku, beslenme gibi durumlar için belirli bir düzene alıştırmak daha kolay sağlanır. Özellikle ilk üç ay bebeğinizi sık sık kucağınıza alın.<br />
• <strong>Şişman çocuk sağlıklıdır!</strong> Şişmanlık sağlık değil, sağlıksızlık göstergesidir. Hem çocukluk çağı hem de erişkin dönem için hipertansiyon, damar sertliği, şeker hastalığı, ortopedik bozukluklar, pişik, solunum yolu enfeksiyonları, psikolojik bozukluklar gibi birçok hastalıkla ilişkisi saptanmıştır. Dengeli beslenenen çocuk zayıf da olsa sağlıklıdır.<br />
• <strong>Dondurma hasta eder!</strong> Dondurma gibi serinletici yiyecekler sağlık kurallarına uygun olarak hazırlandıktan sonra, üretim ve son kullanma tarihlerine dikkat edilerek tüketilmelidir. Dondurma yemeklerden sonra verilmelidir. Böylece hem çocuğun iştahının kapanmasına neden olmaz hem de boş midede soğuk besinin yol açabileceği karın ağrıları görülmez. Yavaş yavaş ve yalayarak yenilir ve beraberinde su içilir ise boğaz ağrısı veya tahrişine yol açmaz.<br />
• <strong>Çocuğu üşütmemek için kalın giydirmek gerekir!</strong> Çocukları üşüteceği endişesi ile kalın giydirmek, sarıp sarmalamak terlemelerine ve hastalanmalarına yol açar.<br />
• <strong>Banyo yaparsa üşütür!</strong> Çocuklar banyo yapmaktan hasta olmaz. Hasta çocuk bile banyo yaptığında tıkalı burnu açılır; vücudundan ter ve toksinler atılır. Sadece hastalık dönemlerinde uzun banyo yapılmamalıdır.<br />
• <strong>İştah açıcı şurup işe yarar!</strong> Vitamin şuruplarının iştah açtığı hazırlayıcı firmalar tarafından sıklıkla vurgulanmaktadır. İyi beslenmeme nedeniyle bazı çocuklarda yeterli büyüme sağlanamıyor ise, hekim önerisi ve kontrolü ile bazı vitamin ilaçlarını kullanmak gerekebilir. Allerji ilaçları ve hormonlu ilaçlar yan etki olarak iştah artışı yaparlar. Bu nedenle çocuklarda uzun süreli bu ilaçları kullanılmaları önerilmemektedir.<br />
• <strong>Soğuk algınlığı mı? Üşütme mi?</strong> Soğuk algınlığı (Nezle) toplumda en sık görülen üst solunum yolu enfeksiyonu hastalığıdır. Sıklıkla hava değişim dönemlerinde görülen bu hastalığa neden olan 100’den fazla virüs vardır. Hasta kişilerin hapşırıp–öksürmesi ile havaya karışan mikroplar, sağlam kişilere burun, ağız ve göz aracılığı ile bulaşır. Yuva, kreş, okul çocuklarında salya, sümük ile temas etmiş eller, oyuncaklar, yüzeylere dokunma yolu ile de bulaşma olur. Açık havada, rüzgarda kalıp üşütmek ile ilgisi yoktur.<br />
• <strong>Midesini üşüttü diye kusuyor!</strong> Mide ve barsak hastalıkları virüs ya da bakterilerle oluşur. Soğukta kalma sonucu oluşmaz. Karın ağrısı, bulantı, kusma, ishal, gaz çıkarma gibi belirtilerle seyreder.<br />
<em>Anadolu Sağlık Merkezi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/mansetler/2559_cocuk-yetistirmeyle-ilgili-dogru-bilinen-8-yanlis.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anneler Günü</title>
		<link>http://www.dokun.org/mansetler/2555_anneler-gunu.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/mansetler/2555_anneler-gunu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 10:28:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Anneler Günü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2555</guid>
		<description><![CDATA[Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün. Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır. En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır. Anna Jarvis&#8217;in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi. Zamanla başka ülkelere de yayıldı. Anneler günü, anneleri onurlandıran [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anneler Günü, anneleri anmak ve onurlandırmak amacıyla tüm dünyada farklı zamanlarda kutlanan özel gün.<br />
Anneler Günü dünyada farklı günlerde kutlanır. En geniş şekilde Mayıs ayının ikinci haftasında kutlanır.</p>
<p>Anna Jarvis&#8217;in kaybettiği kendi annesi için 1908 yılında başlattığı anma günü, 1914 yılında Kongrenin onayıyla Amerika çapında genişledi. Zamanla başka ülkelere de yayıldı.<br />
<span id="more-2555"></span><br />
Anneler günü, anneleri onurlandıran bir özel gündür. Değişik günlerde ve değişik ülkelerde kutlanır. Bu günde anneler çeşitli hediyeler alır. Bu günü farklı ülkelerdeki insanlar yılın farklı günlerinde kutlarlar.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/anneler-gunu-kalp.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/anneler-gunu-kalp.jpg" alt="" title="anneler-gunu-kalp" width="540" height="363" class="aligncenter size-full wp-image-2556" /></a></p>
<p>Anneler günü geleneği, Antik Yunanlıların Yunan mitolojisindeki pek çok tanrı ve tanrıçanın annesi olan Rhea onuruna verdikleri yıllık ilkbahar festivali kutlamalarıyla başlar. Antik Romalılar da ilkbahar festivallerini İsa&#8217;nın doğumundan 250 yıl öncesinden ana tanrıça Kibele onuruna kutluyorlardı.</p>
<p>Anneler Günü yaklaşırken herkesi saran hediye telaşı özellikle de bugünlerde artarak devam ediyor. 2012 Anneler Günü 13 Mayıs&#8217;ta kutlanacak ama annelerimizi sadece bu özel günde değil her zaman mutlu etmeye çalışmalı ve onlara sevgimizi sık sık göstermeliyiz. Unutmayalım ki Cennet Annelerin Ayakları Altındadır.</p>
<p><strong>Anneler günü mesajları</strong><br />
• Annelerdir bütün çocukları sevindiren&#8230; Güneş yüzlü annem, ellerinden öperim.</p>
<p>• Gücüme güç, umuduma umut katan annem.. Anneler günün kutlu olsun!!</p>
<p>• Bütün acılar üstüme yağınca sen bana açılan şemsiyesin annem.. Seni çok seviyorum.</p>
<p>• Beni benden çok sevdiğine inandığım tek insan, ANNEM. Ellerinden öperim.</p>
<p>• Hırçınlığımın tesellisi, şefkatine sığındığım, hayatımı gönüllü paylaşan annem.. hakkını nasıl öderim..</p>
<p>• Senin kucağın, senin merhametin beni yaşama bağlıyor sevgili anneciğim. Anneler günün kutlu olsun..</p>
<p>• En güzel insan, en güzel annem, koruyucu meleğim.. Ellerinden öperim.</p>
<p>• Annem.. annem.. ben sensiz hep eksiğim.. Yanında olmasam da, sen yine benimlesin.</p>
<p>• Gökyüzünden bir yıldız kayar, dilek tutarız. Annem gözlerini kapar bütün dilekleri benim içindir. Ellerinden öperim.</p>
<p><center><iframe width="540" height="396" src="http://www.youtube.com/embed/-ZT7JGx7P5U" frameborder="0" allowfullscreen></iframe></center></p>
<p>• Kuzey rüzgarı da esse, kopsa da fırtına, sığınacağım tek liman sensin annem. Hakkını nasıl öderim.. Başımı dizlerine koymaya geldim.</p>
<p>• Anneler günün kutlu olsun ANNEM! Her zaman söylemesem de seni çok sevdiğimi bir tek sen biliyorsun.</p>
<p>• Biricik annem.. Anneler günün kutlu olsun. Her zaman senin küçük bebeğinim..</p>
<p>• Seni bir gün değil her canım yandığında, başım sıkıştığında seni çağırıyorum. Sesimi duyan tek insan sensin. Anneler günün kutlu olsun ANNECİĞİM.</p>
<p>• Sana binlerce kez teşekkür etsem azdır. Sen benim hayat ışığımsın.Annemsin. Varlığımın tek nedeni.. Anneler günün kutlu olsun.</p>
<p>• Dün, bugün ve yarın..daima seni sevdim, hep seveceğim. Bizimki bitimsiz, tanrısal bir sevgi.. Anneciğim anneler günün kutlu olsun.</p>
<p>• Karşılıksız tek sevgi ananın çocuğuna duyduğu sevgidir. Ben kendi çocuklarımda senin sevgini buldum. Ve seni ne <strong>çok sevdiğimi bir daha anladım</strong> . İyi ki seninle varım annem. Ellerinden öperim.</p>
<p>• Bana verdiğin sevgiyle bütün dünyam çiçek açtı. Onları hiç soldurmadım annem. <strong>Anneler günün kutlu olsun</strong>.</p>
<p>• Benim <strong>bitanecik tatlı annem</strong>, senin çocuğun olduğum için her zaman gurur duydum. Ellerinden öperim.</p>
<p>• Dünyanın en güzel, <strong>en iyi annesi</strong>, anneler günün kutlu olsun.</p>
<p>• Sabırlısın, sıcaksın, şefkatlisin, koruyucumsun, bağışlayansın.. Annemsin. <strong>Seni çok seviyorum</strong>.</p>
<p>• Anneciğim benim, <strong>hüznümü sevince dönüştüren</strong> tek insansın. Anneler günü kutlu olsun bitanem.</p>
<p>• Dünyada kimseyi seni sevdiğim kadar sevemem, bağlanamam. <strong>Anneler günün kutlu olsun</strong> canım annem.</p>
<p>• <strong>Sınırsız bir sevgi</strong>, anlatılmaz bir sevgiyle beni seven annem, sana layık olmak için yaşıyorum. Anneler günün kutlu olsun.</p>
<p>• Annem senin sevgin dünyamı ısıtan tek güneştir. Hiç ışığın eksilmeyecek biliyorum. Varlığınla mutluyum. <strong>Anneler günün kutlu olsun</strong> sevgili annem.</p>
<p>• Her şeye değer senin sonsuz sevgin.. Annem annem.. Seni çok arıyorum.. Çok özledim. <strong>Anneler günün kutlu olsun</strong> biricik meleğim.</p>
<p>• Sen evimizin kraliçesi, başımızın tacısın.. en aziz varlığımız. <strong>Anneler günün kutlu olsun</strong> annem.</p>
<p>• Her zaman senin karşında masum ve sevgine muhtaç bir çocuk ruhuyla dururum. Çünkü sen benim annemsin. Beni benden çok tanıyansın, bilensin. Bana sarıldığın zaman tüm dertlerimi yok edensin. <strong>Anneler günün kutlu olsun</strong> ey aziz kadın, annem!. </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/mansetler/2555_anneler-gunu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Markaların ANNELER GÜNÜ reklamlarına ilgisi azaldı</title>
		<link>http://www.dokun.org/moda-alisveris/2551_markalarin-anneler-gunu-reklamlarina-ilgisi-azaldi.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/moda-alisveris/2551_markalarin-anneler-gunu-reklamlarina-ilgisi-azaldi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 10:03:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Moda - Alışveriş]]></category>
		<category><![CDATA[Markaların ANNELER GÜNÜ reklamlarına ilgisi azaldı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2551</guid>
		<description><![CDATA[Nisan ayından itibaren “Anneler Günü” teması, TV&#8217;de yayınlanan reklamların birinci konu başlıkları arasına girdi. Ancak buna rağmen bu yıl, Anneler Günü’ne özel reklam yatırımlarında ciddi derecede düşüş gözleniyor. Medya Takip Merkezi (MTM), güne yapılan reklam yatırımlarını inceledi&#8230; “Anneler Günü” reklamları yüzde 43 oranında azaldı&#8230; Medya Takip Merkezi, 1 Nisan – 9 Mayıs 2012 tarihleri arasında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Nisan ayından itibaren “Anneler Günü” teması, TV&#8217;de yayınlanan reklamların birinci konu başlıkları arasına girdi. Ancak buna rağmen bu yıl, Anneler Günü’ne özel reklam yatırımlarında ciddi derecede düşüş gözleniyor. Medya Takip Merkezi (MTM), güne yapılan reklam yatırımlarını inceledi&#8230;<br />
<span id="more-2551"></span><br />
<strong>“Anneler Günü” reklamları yüzde 43 oranında azaldı&#8230;</strong><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/anneler-gunu-kutlu-olsun.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/anneler-gunu-kutlu-olsun-300x217.jpg" alt="" title="anneler-gunu-kutlu-olsun" width="300" height="217" class="alignleft size-medium wp-image-2552" /></a>Medya Takip Merkezi, 1 Nisan – 9 Mayıs 2012 tarihleri arasında “Anneler Günü”ne özel hazırlanan reklam kampanyalarını ölçümlemeye aldı. Reytingi yüksek 13 TV kanalında yapılan araştırmaya göre, 2012 yılında yayınlanan reklam spotlarında, bir önceki yılın aynı dönemine oranla yüzde 43’lük bir düşüş yaşandı. 2011 yılında aynı kanallarda, 37 markanın toplam 5 bin 527 reklam spotu yaklaşık 28 saat ekranlara gelirken; 2012 yılında ise 24 markanın toplam 3 bin 147 reklam spotu 15 saati aşkın bir süre boyunca hedef kitleye ulaştı. </p>
<p>Yapılan araştırma, özellikle mücevherat ve beyaz eşya sektörlerindeki bazı markaların, son 2 yılda düzenli şekilde Anneler Günü için reklam yatırımı yaptıklarını ortaya koydu. Araştırma ayrıca, 2011 yılında bu özel gün için büyük reklam harcamaları yapan bazı markaların, bu yıl için ayırdıkları reklam bütçelerinde düşüş olduğunu gösterdi.</p>
<p><strong>Beyaz eşya sektörü reklamlarını 5 kat arttırdı&#8230;</strong><br />
MTM’nin hazırladığı reklam raporuna göre, bu yıl Anneler Günü için en fazla reklam harcaması yapan sektör, beyaz eşya oldu. 2011 yılına göre reklam yatırımlarını yaklaşık 5 kat arttıran beyaz eşya sektörünün bu yılki Anneler Günü’ne özel reklam kampanyalarında, aile ve sevgi içerikli çalışmalar dikkat çekti. Bu özel gün için hazırlanan reklamlarda en fazla paya sahip ikinci sektör ise, reklam harcamalarını geçtiğimiz yıla oranla aynı seviyede tutan mücevher sektörü oldu.</p>
<p>2011 yılında Anneler Günü için yaptığı reklam yatırımları ile dikkat çeken sektörlerden bir kısmı, bu yıl aynı ilgiyi göstermedi. Geçen yıl, bu özel gün için en fazla reklam harcaması yapan sektör küçük ev aletleri olurken, sektörün bu yılki reklam bütçesinde yüzde 75 oranında düşüş gözlendi.</p>
<p>Reklam yatırımlarını azaltan bir diğer sektör ise ev tekstili oldu. 2011 yılının en çok reklam veren 3. sektörü olan ev tekstili, bu yılki reklam harcamalarını yaklaşık 10 kat azalttı.</p>
<p><strong>Anneler Günü’ne en büyük reklam yatırımı Hotpoint-Ariston ve Sana’dan&#8230;</strong><br />
MTM’nin aynı reklam raporuna göre, bu özel gün için en çok reklam veren marka, Hotpoint-Ariston oldu. 1 Nisan 9 Mayıs 2012 döneminde, 557 reklam spotu ile hedef kitlesine ulaşmaya çalışan marka, toplamda 5 saat süre ile ekranlarda kaldı. Anneler Günü için en çok reklam yatırımı yapan ikinci marka ise, geçtiğimiz yıl bu konuya özel hiçbir reklam kampanyası bulunmayan Sana oldu. </p>
<p>Anneler Günü’ne özel en fazla reklam yatırımı yapan diğer markalar ise sırasıyla; Zen, Bosch, Altınbaş, Beko, Atasay, Flo, Koçak Gold ve Siemens oldular.<br />
<em>MTM Medya Takip Merkezi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/moda-alisveris/2551_markalarin-anneler-gunu-reklamlarina-ilgisi-azaldi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beko Basketbol Oyunu&#8217;nu Oynamayan Kalmasın! Oyun Çok Keyifli, Süper Ödüllü…</title>
		<link>http://www.dokun.org/eglence/2548_beko-basketbol-oyununu-oynamayan-kalmasin-oyun-cok-keyifli-super-odullu.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/eglence/2548_beko-basketbol-oyununu-oynamayan-kalmasin-oyun-cok-keyifli-super-odullu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 09:48:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Beko Basketbol Oyunu'nu Oynamayan Kalmasın! Oyun Çok Keyifli Süper Ödüllü…]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2548</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye’de ve dünyada basketbolun sponsoru Beko, Beko Basketbol sitesinde yeni bir uygulama yayınlamaya başlamış. Merakla, http://basketball.beko.com linkini kullanarak girdiğim Beko Basketbol Oyunu tam da Beko marka kimliğini yansıtan dinamik, eğlenceli bir uygulama olmuş. Oyunu oynarken hem çok keyifli bir basketbol deneyimi yaşıyor, hem de her dönem çekilişle Beko 117 Ekran Smart LED TV kazanma fırsatı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/beko-basketbol-oyunu.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/beko-basketbol-oyunu.jpg" alt="" title="beko-basketbol-oyunu" width="300" height="200" class="aligncenter size-full wp-image-2549" /></a><br />
Türkiye’de ve dünyada basketbolun sponsoru Beko, Beko Basketbol sitesinde yeni bir uygulama yayınlamaya başlamış. Merakla, <strong><a target="_blank" href="http://basketball.beko.com/" target="_blank">http://basketball.beko.com</a></strong> linkini kullanarak girdiğim Beko Basketbol Oyunu tam da Beko marka kimliğini yansıtan dinamik, eğlenceli bir uygulama olmuş. Oyunu oynarken hem çok keyifli bir basketbol deneyimi yaşıyor, hem de her dönem çekilişle Beko 117 Ekran Smart LED TV kazanma fırsatı yakalıyorsunuz.</p>
<p>Uygulamada ilk dikkat çeken nokta, oyuna girişte kolaylık sağlanmış olması. İlk olarak karşınıza, oyunu oynamak isteyen herkesin düşünüldüğü iki farklı giriş seçeneği çıkıyor. Oyunu oynayan herkesin yeni bir çekiliş hakkı kazandığı uygulamada, büyük ödülü kazanan kişiye ödülü ulaştırabilmeleri için bilgi formunu eksiksiz doldurmak gerekiyor. Sonra oyun başlasın! Çok eğlenceli bu oyunu oynamak için tek yapmanız gereken mouse’un sol tuşuna basarak topu tutmak, yönlendirmek, topun hızını ayarlamak ve atışı yapmak için tuşu bırakmak. Verilen sürede en az iki basket atmak sizi bir sonraki bölüme taşıyor. Emin olun, bölümler bitmesin oyun hep devam etsin istiyorsunuz.</p>
<p>Her gün oynayarak 1 yeni çekiliş hakkı daha kazanılan uygulamada, arkadaşlarını davet eden çekiliş hakkını arttırıyor. Son olarak, “Çok keyifli, süper ödüllü bu oyunu oynamaya değer!” diyorum.</p>
<p><span style="font-size:80%">Bir <a  href="http://www.bumads.com.tr?clientid=4e5c71a5-015b-4180-b76f-7bfb8e0da135&#038;offerid=194" title="bumads" target="_blank" rel="nofollow">bumads</a> advertorial içeriğidir.</span><br />
<script type='text/javascript'>ad_client = '4e5c71a5-015b-4180-b76f-7bfb8e0da135';ad_offer ='194';</script><script type='text/javascript' src='http://sayac.bumads.com.tr/showads.js'></script></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/eglence/2548_beko-basketbol-oyununu-oynamayan-kalmasin-oyun-cok-keyifli-super-odullu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Endişeli bir anneyim ama umutsuz değilim</title>
		<link>http://www.dokun.org/roportajlar/2544_endiseli-bir-anneyim-ama-umutsuz-degilim.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/roportajlar/2544_endiseli-bir-anneyim-ama-umutsuz-degilim.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 May 2012 09:02:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Röportajlar]]></category>
		<category><![CDATA[Endişeli bir anneyim ama umutsuz değilim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2544</guid>
		<description><![CDATA[Merhaba, ben Dilek. Uzun yıllardır Greenpeace&#8217;in bir parçasıyım ama daha önce destekçilerimize hiç mail yazmadım. Bu haftaki maili özellikle ben yazmak istedim. Niye mi? 1,5 sene önce anne oldum. Dünyalar tatlısı, biricik kızım Melisa&#8217;yı kucağımda ilk tuttuğum an hala gözümün önünde. Anne olmadan önce çocuğunu kucağında ilk tuttuğun andaki mutluluğu, ona karşı duyduğun sevgiyi tahmin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba, ben Dilek. Uzun yıllardır Greenpeace&#8217;in bir parçasıyım ama daha önce destekçilerimize hiç mail yazmadım. Bu haftaki maili özellikle ben yazmak istedim. Niye mi?</p>
<p>1,5 sene önce anne oldum. Dünyalar tatlısı, biricik kızım Melisa&#8217;yı kucağımda ilk tuttuğum an hala gözümün önünde. Anne olmadan önce çocuğunu kucağında ilk tuttuğun andaki mutluluğu, ona karşı duyduğun sevgiyi tahmin bile edemezdim. Ama bildiğim canım annemi ne kadar çok sevdiğimdi.<br />
<span id="more-2544"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/gdolu-tuketmeyin.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/gdolu-tuketmeyin-300x206.jpg" alt="" title="gdolu-tuketmeyin" width="300" height="206" class="alignleft size-medium wp-image-2545" /></a>Hatırlıyorum, çocukluğumda annem, yazları geçirmek üzere beni ve kardeşimi köyümüze götürürdü. Beraber oynadığımız oyunlar. Üzerimize titreyişi, sevgisi&#8230; Hayatım boyunca unutamayacağım çok güzel anılar.</p>
<p>Köyümüzde gezen ineklerin, koyunların mis gibi sütlerini nasıl da afiyetle içerdik. Bahçede dolaşan tavukların tazecik yumurtalarını yerdik. Kızımın da bu güzel anılara sahip olmasını o kadar çok istiyorum ki.</p>
<p>Melisa&#8217;nın ilk yaşını kutladığımız günlerdi. Ofisteki arkadaşlardan bir haber duydum: Bakanlığımız GDO&#8217;lu yem ithalatına izin verecekmiş! Zaten taze günlük süt bulmakta yeterince zorlanırken, bir de kızımın içeceği sütte GDO olabileceğini düşündükçe dehşete kapıldım, kulaklarımda çocukluğumun şarkısı çalmaya başladı.</p>
<p>GDO&#8217;lu gıdaların vücudumuza vereceği zararlar öngörülemezken, biricik kızıma o sütleri nasıl içirebilirim? Oysa ben istiyorum ki kızım da köyümüzdeki doğal gıdalardan yararlanabilsin. Hayvanlarımızı, bizi rahat bıraksınlar. Etimize, sütümüze, soframıza, en önemlisi de çocuklarımızın geleceğine dokunmasınlar!</p>
<p>Endişeli bir anneyim ama umutsuz değilim. Benim gibi endişeli insanların sesini duyan, GDO&#8217;lu gıdaları ülkemize sokmamak için çalışan Greenpeace gibi bir organizasyon var. Ve ben de onun bir parçasıyım.</p>
<p>Seni ve gelecek kuşaklar için sorumluluk duyan herkesi GDO&#8217;ya karşı imza kampanyasına katılmaya çağırıyorum. Biliyorum ki yarım milyondan çok daha fazlasıyız ve GDO&#8217;lu gıdalara hep beraber dur diyebiliriz.</p>
<p>Tüm annelerin anneler gününü şimdiden kutluyorum. Biricik annelerimize içten bir öpücük vermeyi unutmayalım.</p>
<p>Sevgiler<br />
Dilek<br />
greenpeace</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/roportajlar/2544_endiseli-bir-anneyim-ama-umutsuz-degilim.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Modern yaşam annenin yükünü arttırdı</title>
		<link>http://www.dokun.org/mansetler/2541_modern-yasam-annenin-yukunu-arttirdi.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/mansetler/2541_modern-yasam-annenin-yukunu-arttirdi.htm#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 May 2012 23:36:39 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Modern yaşam annenin yükünü arttırdı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2541</guid>
		<description><![CDATA[Annelik bir kadının hayatında “kutsal” ancak bir o kadar da ağır bir rol. Günümüzde çocuk sahibi bir kadın hem iyi bir anne, iyi bir eş, hem iyi bir ev kadını, hem de iş hayatında başarılı olmak zorunda. Kadınlar, günümüzde artık aynı süre içinde çok daha fazla iş yapmak zorunda. Bu da kadınlarda yetememe duygusuna yol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Annelik bir kadının hayatında “kutsal” ancak bir o kadar da ağır bir rol. Günümüzde çocuk sahibi bir kadın hem iyi bir anne, iyi bir eş, hem iyi bir ev kadını, hem de iş hayatında başarılı olmak zorunda. Kadınlar, günümüzde artık aynı süre içinde çok daha fazla iş yapmak zorunda. Bu da kadınlarda yetememe duygusuna yol açabiliyor.<br />
<span id="more-2541"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/anne-cocuk.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/anne-cocuk-300x207.jpg" alt="" title="anne-cocuk" width="300" height="207" class="aligncenter size-medium wp-image-2542" /></a>13 Mayıs Anneler Günü yaklaşırken, son yıllarda anneliğin değişen rolünü anlatan Anadolu Sağlık Merkezi Uzman Psikolog Aylin Sezer şunları söylüyor: “Bir kadın, gebeliğinin ilk günlerinden itibaren artık sadece birisinin eşi ya da kızı değil birisinin annesi olmaya hazırlanıyor. Dolayısıyla, artık hem duygusal hem de sosyal olarak farklı bir rol üstleniyor. Gebelik; kadının, bir çocuğun, fiziksel ihtiyaçlarının ve korunmasının sağlanması kadar, birey olarak topluma kazandırılmasından sorumlu kişi olacağı anlamına geliyor.”</p>
<p><strong>Gebelik kadının annesiyle olan ilişkisini güçlendiriyor</strong><br />
Anadolu Sağlık Merkezi Uzman Psikolog Aylin Sezer, gebelikle birlikte kadınların annelik rolünü üstlenmeye başladıklarını belirterek, “Anne olmak, bir kadının annesiyle ilişkisini daha iyi bir noktaya taşıması için de önemli bir fırsattır. Çünkü hem anne hem de kızı, anne olarak ortak bir noktada buluşmaktadırlar. Bunu empati olarak da düşünebiliriz. Bir kişinin kendisini karşısındakinin yerine koyabilmesinin en iyi yolu, benzer roller edinebilmesidir. Anne olmak da toplumsal bir roldür. Anne olunca, bir çocuğun fiziksel, ruhsal ve sosyal bütünlüğünden sorumlu olmanın yarattığı, bizim daha önce hiç anlayamadığımız duyguları çok daha iyi şekilde anlamaya başlarız. Annemizle olan ilişkimize farklı bir gözle bakabiliriz. İlişkideki olumsuzlukları ya da çatışmaları fark edip, çözmeye çalışabiliriz. Dolayısıyla bu süreç, anneyle daha önce yaşanan olumsuzlukların gözden geçirilmesi için de büyük bir fırsattır” diyor.</p>
<p><strong>Son yıllarda kadın çalışma hayatında daha aktif</strong><br />
Kadınların anneleriyle kurdukları ilişki çok özel bir ilişkidir. Kendi anneleriyle kurdukları bağı, hayatlarının ileriki dönemlerinde ya çok yakın kız arkadaşlarıyla ya da kendi çocuklarıyla tekrar kurabiliyorlar. Bu çok yakın bir bağdır. Kadınlar, bu ilişkiyi hayatları boyunca arıyorlar.<br />
Günümüzde annelik rolünün eski zamanlara göre değiştiğini vurgulayan Uzman Psikolog Sezer, “Eskiden kadınlardan evlenerek çocuk sahibi olmaları, çocuklarını büyütmeleri ve ev işlerini yapmaları beklenirdi. </p>
<p>Son yıllarda kadının çalışma hayatında daha aktif roller almasıyla, bu görevlere bir de başarılı iş kadını olmak eklendi. Günümüzde çocuk sahibi bir kadın hem iyi bir anne, iyi bir eş, hem iyi bir ev kadını, hem de iş hayatında başarılı olmak zorunda. Ama tüm bu görevleri gerçekleştirmesi için gereken sürede herhangi bir artış olmadı. Kadınlar, günümüzde artık aynı süre içinde çok daha fazla iş yapmak zorunda. Bu da kadınlarda yetememe duygusuna yol açabiliyor” diye konuşuyor.</p>
<p><strong>Başarılı olamama kaygısı&#8230;</strong><br />
Yetememe duygusu, özellikle yeni annelerde, çocuğuna yeterli eğitim verememe, çocuğunu iyi yetiştirememe korkusu ile günümüzde sıkça söz edilen “süper anneliğe” yol açıyor. Bu kaygıları taşıyan anne, kendisinin veremeyeceğini dışarıdan sağlama çabası içerisine girerek, çocuğu taşıyamayacağı yükün altına sokabiliyor. Bu durum çocuğu çok zorlamadığı sürece olumlu bir düşünce şekli olabiliyor. Ancak çocuğun kapasitesinin, yapabilip yapamayacaklarının, her zaman göz önünde bulundurulması gerekiyor. Çünkü ağırlaşan koşullar nedeniyle annede ortaya çıkan huzursuzluk, bir süre sonra çocuğu da olumsuz yönde etkileyebiliyor.<br />
<em>Anadolu Sağlık Merkezi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/mansetler/2541_modern-yasam-annenin-yukunu-arttirdi.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boyun ağrılarından korunmak için nelere dikkat etmelisiniz?</title>
		<link>http://www.dokun.org/saglik/2537_boyun-agrilarindan-korunmak-icin-nelere-dikkat-etmelisiniz.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/saglik/2537_boyun-agrilarindan-korunmak-icin-nelere-dikkat-etmelisiniz.htm#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 May 2012 11:38:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Boyun ağrılarından korunmak için nelere dikkat etmelisiniz?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2537</guid>
		<description><![CDATA[Boyun ağrısı, boyun hareketlerinde kısıtlılık ve boyun kaslarında gerginlik gibi şikayetler özellikle yoğun çalışan kişilerde daha sık görülüyor. Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Elçin Aykutoğlu, çok çalışanın hastalığı olarak tanımladığı boyun kireçlenmesini anlatıyor. Boyun kireçlenmesi, boyun omurlarının ve aralarında bulunan disk yapılarının yıpranması sonucu oluşan bir hastalık. Meydana gelen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Boyun ağrısı, boyun hareketlerinde kısıtlılık ve boyun kaslarında gerginlik gibi şikayetler özellikle yoğun çalışan kişilerde daha sık görülüyor. Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Elçin Aykutoğlu, çok çalışanın hastalığı olarak tanımladığı boyun kireçlenmesini anlatıyor.<br />
<span id="more-2537"></span><br />
Boyun kireçlenmesi, boyun omurlarının ve aralarında bulunan disk yapılarının yıpranması sonucu oluşan bir hastalık. Meydana gelen değişiklikler, omuriliğin geçtiği kanalı veya omurlar arasından çıkan sinirlerin geçtiği kanalları daraltarak sinirlerde bası oluşturuyor. Bu basıya bağlı olarak boyunda ve kollarda ağrı ve uyuşma ortaya çıkıyor. 40-50 yaş arasında şikayetler gelişmekle birlikte yaş ilerledikçe görülme sıklığı da artıyor. </p>
<p><strong>Daha çok ileri yaşta görülüyor</strong><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/boyun-agrisi.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/05/boyun-agrisi-300x139.jpg" alt="" title="boyun-agrisi" width="300" height="139" class="aligncenter size-medium wp-image-2538" /></a>Boyun kireçlenmesinde en sık görülen şikayetin boyun ağrısı ve boyun hareketlerinde kısıtlılık olduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi <strong>Fizik Tedavi ve Rehabitasyon</strong> Uzmanı Dr. Elçin Aykutoğlu, ağrı şikayetinin sıklıkla boyun hareketleriyle artan, dinlenince azalan nitelikte geliştiğini belirterek şunları söylüyor: “ Boyun kireçlenmesinde sinir basısına bağlı olarak kol ağrısı, uyuşma, kas güçsüzlüğü ve duyu kusurları da ortaya çıkabiliyor. Ağrı süresi uzadıkça uyku bozukluğu, depresyon şikayetleriyle karakterize kronik ağrı sendromu denilen tablo gelişiyor. Boyun içinden geçen damarların baskısına bağlı boyun harekletleriyle artan baş dönmesi şikayeti görülebiliyor. Daha çok ileri yaşta, fiziksel olarak ağır işlerde veya uzun süre aynı pozisyonda kalarak çalışanlarda, duruş bozukluğu ve ciddi omurga eğrilikleri (skolyoz) olan hastalarda boyun kireçlenmesi riski bulunuyor. Hastalığın tanısı genellikle muayeneyle konuyor. Ayrıca, bu bulgularını desteklemek için, boyun filmi, magnetik rezonans görüntüleme (MRI), bilgisayarlı tomografi ve sinir ileti çalışmaları da yapılıyor.” </p>
<p><strong>Boyun kireçlenmesinde ilk adım, ağrıyı kontrol altına almak</strong><br />
Boyun kireçlenmesinde öncelikle ilaç tedavisiyle fizik tedavi ve rehabilitasyon programları öneriliyor. Fizik tedavi ve rehabilitasyon programında sıcak soğuk tedavileri, derin dokuları ısıtıcı tedaviler ve elektrik tedavisi, kas spazmı ve kola yayılan ağrının azaltılması sağlıyor. Ağrı kontrole alındıktan sonra boynun hareket açıklığını sağlamaya, kaslarını kuvvetlendirmeye ve duruşu düzeltmeye yönelik egzersiz programlarına başlanıyor. Bu yöntemlerle ağrısı azalmayan hastalarda girişimsel yöntemler uygulanıyor. Kas içi enjeksiyonlar, eklem ve sinir köküne yönelik enjeksiyonlar girişimsel yöntemler olarak uygulanabiliyor. Uygulanan tedavilere yanıt alınamıyorsa ve ciddi sinir kökü ve omurilik basısı varsa hastaya cerrahi tedavi öneriliyor. </p>
<p><strong>Boyun ağrısından korunmak için şunlara dikkat edin!</strong><br />
• Bilgisayarla çalışırken boynun doğal pozisyonunu bozmayacak şekilde ayarlamalar yapın. Bilgisayar kullanırken baş ve boyun dik ve gövdeyle aynı hizada olmalıdır. Sırtı destekleyen bir sandalye kullanılmalıdır. Bilgisayarın durduğu masa ile oturulan iskemlenin yüksekliği orantılı olmalıdır. Bilgisayar göz hizasına göre ne çok aşağıda ne çok yukarıda yer almalıdır. Monitörün üst hizası göz seviyesinde veya biraz aşağısında olmalıdır. Monitör ile göz arasında 50-65 cm mesafe olmalı ve monitör çalışırken tam karşınızda yer almalıdır.<br />
• Uzun süre aynı pozisyonda kalmamaya özen gösterin. 30-40 dakikada bir pozisyon değiştirin, saat başı 5-10 dk mola verin.<br />
• Sık telefon görüşmesi yapıyorsanız, kulaklık biçimindeki telefon ahizelerini tercih edin.<br />
• Uzun süre taşıt kullanmaktan kaçının.<br />
• Çok yüksek veya alçak yastık kullanmamaya dikkat edin. Yastığın, boyun boşluğunu desteklemesine dikkat edin.<br />
• Boyun bölgesine yönelik verilmiş egzersizleri her gün yapmaya özen gösterin.<br />
<em>Anadolu Sağlık Ataşehir Tıp Merkezi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/saglik/2537_boyun-agrilarindan-korunmak-icin-nelere-dikkat-etmelisiniz.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

