<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dokun - Kadın Yaşam - Sağlık, Moda, Kültür,  Sanat</title>
	<atom:link href="http://www.dokun.org/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.dokun.org</link>
	<description>Kadın, Genç Kız, Sağlık, Moda, Kültür,  Sanat, Yaşam, İnternet, İlişkiler, Zayıflama</description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Feb 2012 02:06:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Hayatımızı olumsuz etkileyen bazı garip hastalıklar</title>
		<link>http://www.dokun.org/saglik/2441_hayatimizi-olumsuz-etkileyen-bazi-garip-hastaliklar.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/saglik/2441_hayatimizi-olumsuz-etkileyen-bazi-garip-hastaliklar.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2012 02:06:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatımızı olumsuz etkileyen bazı garip hastalıklar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2441</guid>
		<description><![CDATA[Vücudumuzda görülen bazı garip hastalıklar ve belirtiler kimi zaman ciddi bir hastalığın habercisi olabiliyor. Bu nedenle hangi belirtinin hangi hastalığın ön takibi olduğunu bilmek önemlidir. Web MD isimli internet sitesinde yer alan habere göre işte birçok insanda görülebilen ve hayatı olumsuz etkileyen bazı garip hastalıklar: Beyin donması: Dondurma gibi soğuk bir şeyler üst damağınızla temas [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Vücudumuzda görülen bazı garip hastalıklar ve belirtiler kimi zaman ciddi bir hastalığın habercisi olabiliyor. Bu nedenle hangi belirtinin hangi hastalığın ön takibi olduğunu bilmek önemlidir.</p>
<p>Web MD isimli internet sitesinde yer alan habere göre işte birçok insanda görülebilen ve hayatı olumsuz etkileyen bazı garip hastalıklar:<br />
<span id="more-2441"></span><br />
<strong>Beyin donması</strong>: Dondurma gibi soğuk bir şeyler üst damağınızla temas ettiğinde başınızın ön bölümündeki kan damarları şişer. Bu hızlı şişme de beynin donma hissine bağlı olarak ağrıya yol açar. Baş ağrısından kaçınmak için dondurma veya dolaptan yeni çıkardığınız soğuk yoğurt gibi yiyecekleri yavaş yavaş yemeyi deneyin.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/02/kizil-guzellik.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/02/kizil-guzellik-300x199.jpg" alt="" title="kizil-guzellik" width="300" height="199" class="alignleft size-medium wp-image-2442" /></a><strong>Aşırı terleme (hiperhidroz)</strong>: Aşırı terleme problemi oldukça yaygındır ve tümüyle sağlıklı insanlarda oluşur ve ruhsal durumunuzu da bozar. Terleme yüzünüzde oluşabileceği gibi avuç içlerinde, koltuk altında ve ayak tabanlarınızda da meydana gelebilir. Terlemenin tedavisinde alüminyum klorür içeren ter önleyiciler, botox enjeksiyonu, ağızdan alınan ilaçlar hatta ameliyat yer alabiliyor.</p>
<p><strong>Vertigo</strong>: Odanın hareket ettiğini hissediyorsanız, yer ayağınızın altından kayıyorsa vertigo hastalığına yakalanmış olabilirsiniz. Bu duruma bazen iç kulak problemleri ya da sinir hasarı yol açabiliyor. Vertigo dakikalarca ve hatta saatlerce devam edebiliyor. Vertigoyu baş dönmesinden ayıran en önemli özellik, hareket etme hissidir. Diğer belirtiler arasında ise işitme kaybı, kulak rahatsızlığı ve olağandışı göz hareketleri bulunuyor. Hastalığın tedavisi ise sebebe bağlı olarak değişiyor.</p>
<p><strong>Hıçkırık</strong>: Diyaframın kontrol edilemeyen kasılmasıdır. Çok fazla ya da çok hızlı yemek yemek, hava yutmak hıçkırığa yol açabiliyor. Hıçkırık çoğunlukla kendiliğinden kaybolur. Fakat nefesinizi tutmak, hızlı hızlı su içmek veya bir kese kağıdının içinde nefes alıp vermek gibi yöntemler de hıçkırığın kesilmesinde yardımcı olabilir.</p>
<p><strong>Bademcik taşı</strong>: Bu kötü kokan parçalar rahatsız edici olmasına rağmen, genellikle zararsızdır. Bademciğin üzerindeki cebe benzer oyuklardan sarkan bu taşlar, yiyecek artıklarının ağzımızın içinde var olan mikroplarla karşılaşmasıyla ortaya çıkar. Bunlar zararsızdır, ancak ağzınızda kötü bir kokuya neden olur. Bu küçük taşları küçük bir pamuklu çubukla temizleyebilirsiniz. Ancak bunlar sizi rahatsız etmiyorsa, tedaviye gerek yoktur.</p>
<p><strong>Kulakların basınçtan patlaması hissi</strong>: Uçak veya otomobil yolculuklarında kulaklarımızın açılması için esneriz. Ortam basıncındaki değişiklik yaşandığında kulak zarının içindeki ile dışındaki basıncı eşitlemek için bunu yaparız. &#8220;Patlama&#8221; hissi, basınç nedeniyle orta kulağınızı boğazınıza bağlayan tüpün açıldığı anlamına geliyor. Bu duruma yardım etmek için ağzınızı ve burnunuzu kapatıp hafifçe nefes verebilirsiniz ya da sakız çiğnemeyi ve esnemeyi deneyebilirsiniz.</p>
<p><strong>Kramp, adale kasılması</strong>: Bu ani adale kasılması birkaç saniye ya da birkaç dakika sürebiliyor. Dehidrasyon, kasların aşırı kullanımı, sinir irritasyonu ve potasyum ve kalsiyum gibi belirli minerallerin vücutta az seviye bulunması bu kasılmalara yol açabiliyor. Ağrıyı hafifletmek için dolaşın ya da ayağınızı sallayın ve kası gergin tutun. Eğer kramplar geçmezse doktorunuza gidin.</p>
<p><strong>Kulak kiri oluşumu</strong>: Parmaklarınızı ve pamuk çubuklarını kulak kanalınızdan uzak tutun. Kulak kiri enfeksiyonla savaşmaya yardım eder, kulaklarınızı temiz tutar ve vücudumuz kulak kirinin fazlasını doğal olarak dışarı atar. Ancak kulaklarımızı kulak pamuklarıyla ya da başka objelerle temizlemeye çalışırsak impaksiyon başlar. İmpaksiyon belirtileri arasında ağrı, kaşınma, kulak çınlaması ya da işitme kaybı bulunuyor. Doktorunuz aşırı kulak kirini kulağınızı yıkayıp dışarı atabilir.</p>
<p><strong>Kara dil</strong>: Dilinizin üzerinde küçük şişlikler, pütürcükler geliştiğinde ve bunların üzerinde bakteriler yerleştiğinde ortaya çıkıyor. Kötü ağız temizliği, sigara, bazı ağız gargaraları, başınıza ya da boynunuza uygulanan radyasyon tedavisi ve bazı ilaçlar bu hastalıkta rol oynayabiliyor. Bu tür bir problemi önlemek için dişlerinizi ve dilinizi günde 2 kez fırçalayın, dil spatulası kullanın ve hastalığı kötüleştiren faktörlerden uzak durun.</p>
<p><strong>Gözün tiki</strong>: Göz kapağı spazmları kararsızdır, zararsızdır ve rahatsız edicidir. Stres, yorgunluk, kafein, kuru göz ya da göz yorgunluğu gözünüzün seyremesine neden olabilir. Bunun yanı sıra Tourette sendromu gibi ciddi nörolojik hastalıklarda gözde seyremeye yol açabiliyor. Göz kapağı spazmları genellikle kendiliğinden geçer. Uzun süre geçmeyen rahatsızlıklarda doktorunuza danışabilirsiniz.</p>
<p><strong>Erkek göğsünün aşırı büyümesi</strong>: &#8220;Gynecomastia&#8221; olarak bilinen bu sorun doğumda, ergenlik çağında veya ilerleyen yıllarda erkeklerin hormon seviyesindeki normal değişiklikler nedeniyle oluşuyor. Yaş ilerledikçe karaciğer ile böbrek sorunları, tümörler ya da bazı ilaç tedavileri hormonların dengesini bozabiliyor. Bu durum genellikle zararsızdır.</p>
<p><strong>Gözlerin altında koyu renkli halkalar</strong>: Genellikle insanlar bu siyah halkalardan yaşlanmayı ya da yorgunluğu sorumlu tutarlar ve bu konuda haklılar. Uykusuzluk cildinizi solgunlaştırır, koyu renkli halkaları belirginleştirir. Aynı şekilde yaşlandıkça gözlerinizin çevresindeki deri incelir ve göz çevrenizin rengi soluklaşır. Alerjiler de koyu renkli halkalara yol açabilir. Soyaçekim de burada rol oynar.</p>
<p><strong>Aşırı kıllanma</strong>: Kadınlar yüzündeki ya da vücudundaki aşırı kıllardan rahatsız olurlar, bu aşırı kıllanma genellikle zararsız olsa da utanç verici olabilir. Bu durum kadınların yaklaşık yüzde 5&#8242;ini etkiliyor. Genetik olabiliyor ya da yumurtalık kisti nedeniyle oluşabiliyor. Hastalığın tedavisi ise sebebe bağlı olarak değişiyor.</p>
<p><strong>Soluk tırnaklar</strong>: Tırnak problemlerinin yaklaşık yüzde 50&#8242;si mantar enfeksiyonundan kaynaklanıyor. Yeşilimsi tırnaklar pseudomonas isimli bakteri nedeniyle oluşuyor ve antibiyotik ile kolayca tedavi edilebiliyor. Sarımsı tırnaklar mantar hastalığının belirtisidir. Tırnakların altındaki kırmızı, mor ve siyah lekeler ise yaralanmadan oluşan kan oturması olabiliyor. Tırnaklarınızdaki bu değişimler tıbbi tedaviyle ilgili olabilir ya da ciddi bir hastalığın belirtisi de olabilir.</p>
<p><strong>Rosacea (Akne roze)</strong>: Yüzün hassas bölümlerinde oluşan kırmızı lekelerdir. Nadir vakalarda burun kalınlaşabilir ve eğrilebilir. Bu durum genetik nedenlerden dolayı kadınlara oranla erkeklerde daha yaygındır. Bu aşamada tedavisi lazer ile diğer ışık tedavileri, dermabrazyon ve elektrokoter&#8217;dir.<br />
<em>Zaman Online</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/saglik/2441_hayatimizi-olumsuz-etkileyen-bazi-garip-hastaliklar.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2011 yılında kanser haberlerinde artış görüldü</title>
		<link>http://www.dokun.org/saglik/2438_2011-yilinda-kanser-haberlerinde-artis-goruldu.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/saglik/2438_2011-yilinda-kanser-haberlerinde-artis-goruldu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 01:16:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[2011 yılında kanser haberlerinde artış görüldü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2438</guid>
		<description><![CDATA[Dünyada her yıl 12.7 milyon kişiye kanser tanısı konulurken, 7.6 milyon kişi ise bu hastalıktan hayatını kaybediyor. Kanserin dünya üzerindeki yayılma hızı öyle yüksek ki, sizler bu araştırmayı okurken, dünya üzerinde 24 insan kansere yakalanıyor. Medya Takip Merkezi (MTM), 4 Şubat Dünya Kanser Günü&#8217;ne dikkat çekmek amacıyla hastalığın medyadaki görünürlüğünü araştırdı. Kanser, tüm dünyada olduğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada her yıl 12.7 milyon kişiye kanser tanısı konulurken, 7.6 milyon kişi ise bu hastalıktan hayatını kaybediyor. Kanserin dünya üzerindeki yayılma hızı öyle yüksek ki, sizler bu araştırmayı okurken, dünya üzerinde 24 insan kansere yakalanıyor. Medya Takip Merkezi (MTM), 4 Şubat Dünya Kanser Günü&#8217;ne dikkat çekmek amacıyla hastalığın medyadaki görünürlüğünü araştırdı.<br />
<span id="more-2438"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/02/kanser-grafik.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/02/kanser-grafik-300x200.jpg" alt="" title="kanser-grafik" width="300" height="200" class="alignleft size-medium wp-image-2439" /></a>Kanser, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de sık görülmesi nedeniyle oldukça önemli bir hastalık. Önlem alınmadığı takdirde, kanser oranının dünya genelinde artacağı,  2030 yılında ise 26 milyon yeni kanser vakasına rastlanacağı öngörülüyor. </p>
<p>Kanser bu denli hayatımızın içinde ya da çok yakınındayken, kitle iletişim araçlarının ona ne kadar yer verdiğini araştıran MTM, kanser haberlerinin son 3 yılda medyada değişken bir grafik çizdiğini tespit etti. 2009, 2010 ve 2011 yıllarını kapsayan medya araştırmasında, kanser ile ilgili haberlerin son 1 yılda yüzde 266 oranında bir artış gözlendi.</p>
<p>Araştırmaya göre, 2009 yılı bütününde kanser hastalığı, gazeteler, dergiler, TV kanalları ve internet sitelerinde toplam 20 bin 694 habere konu edilirken, bu sayı 2010 yılına gelindiğinde ise 14 bin 274 adet olarak gerçekleşti. Son 1 yıl içerisinde, pek çok ünlü ismin hastalığa yakalanması ile medyada daha sık yer bulan kanser, ayrıca çeşitli derneklerin, vakıfların ve Sağlık Bakanlığı&#8217;nın yürüttüğü bir takım projeler, kampanyalar sebebiyle de basında yer aldı.<br />
<em>MTM Medya Takip Merkezi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/saglik/2438_2011-yilinda-kanser-haberlerinde-artis-goruldu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kış mevsiminde kalp krizi geçirme riski üç kat artıyor</title>
		<link>http://www.dokun.org/mansetler/2433_kis-mevsiminde-kalp-krizi-gecirme-riski-uc-kat-artiyor.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/mansetler/2433_kis-mevsiminde-kalp-krizi-gecirme-riski-uc-kat-artiyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2012 00:59:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kış mevsiminde kalp krizi geçirme riski üç kat artıyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2433</guid>
		<description><![CDATA[Uzmanlar, kış mevsiminde kalp krizi geçirme riskinin üç kat arttığı söyledi&#8230; Üst solunum yolları enfeksiyonlarının artması, daha yüksek kalori içeren yiyeceklerin tüketilmesi, alınan fazla kalorinin harcanmaması, hareketsizlik ve aşırı soğuk havanın tetiklediği damar büzüşmelerinden dolayı kış aylarında kalp krizi geçirme riski üç kat artıyor. Kardiyoloji Uzmanı Dr. Fahriye Ağca, &#8220;Kalp krizlerinin kış aylarında daha sık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Uzmanlar, kış mevsiminde kalp krizi geçirme riskinin üç kat arttığı söyledi&#8230;</p>
<p>Üst solunum yolları enfeksiyonlarının artması, daha yüksek kalori içeren yiyeceklerin tüketilmesi, alınan fazla kalorinin harcanmaması, hareketsizlik ve aşırı soğuk havanın tetiklediği damar büzüşmelerinden dolayı kış aylarında kalp krizi geçirme riski üç kat artıyor.<br />
<span id="more-2433"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/kalp-kar.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/kalp-kar-300x225.jpg" alt="" title="kalp-kar" width="300" height="225" class="alignleft size-medium wp-image-2434" /></a>Kardiyoloji Uzmanı Dr. Fahriye Ağca, &#8220;Kalp krizlerinin kış aylarında daha sık olmasının belki de en önemli sebebi, soğuk havalarda damarlarda büzülme ve spazm olması, ayrıca tansiyonun yükselmesidir. Bu etki göğüs ağrılarına ve hatta kalp krizine sebep olmaktadır&#8221; dedi.</p>
<p>Damar sertliğinin önemine işaret eden Dr. Ağca, &#8220;Kış aylarında sık görülen gribal hastalıklar vücuttaki iltihabi süreci tetiklediği için plak dediğimiz damar tortularının çatlayıp üzerine pıhtı oturmasını tetikleyebilir, bu durum da kalp krizi ile sonuçlanmaktadır&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Kışın sabah saatlerinin kalp krizinin en sık görüldüğü zaman dilimi olduğunu belirten Ağca, hastalara şu tavsiyelerde bulundu:</p>
<p>&#8220;Kalp ve tansiyon hastaları ilaçlarını düzenli almalıdır. Koroner arter hastalığı olan, by-pass olmuş, stent takılmış ya da balonla damarları açılmış ve kalp yetmezliği olanların mutlaka grip aşısı yaptırmaları gerekir. Kalp hastalarının ağır kalorili besinlerden kaçınarak tam tahıllı besinler ile sebze ve meyve yemeleri gerekir. Egzersiz yapmak için havanın daha ılık olduğu saatler veya ev, spor salonu gibi kapalı ortamlar tercih edilebilir. Soğuk havalarda hastaların sıkı giyinmeleri gerekmektedir.</p>
<p>Kalp hastalarının tok iken soğuk rüzgara karşı yürümemeleri gerekir. Çünkü rüzgara karşı yürümek göğüs ağrılarına, hatta kalp krizine bile sebep olabilir. Kalp hastaları havanın kirli olduğu zamanlarda dışarı çıkmamalı. Kalp ve tansiyon hastaları grip ilaçlarını kullanmaktan kaçınmalı.&#8221;<br />
<em>Haber7 &#8211; İHA</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/mansetler/2433_kis-mevsiminde-kalp-krizi-gecirme-riski-uc-kat-artiyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Boşanmaların büyük çoğunluğu &#8216;dırdır&#8217;dan kaynaklanıyor</title>
		<link>http://www.dokun.org/evlilik/2430_bosanmalarin-buyuk-cogunlugu-dirdirdan-kaynaklaniyor.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/evlilik/2430_bosanmalarin-buyuk-cogunlugu-dirdirdan-kaynaklaniyor.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 04:27:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Evlilik]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmaların büyük çoğunluğu 'dırdır'dan kaynaklanıyor]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2430</guid>
		<description><![CDATA[Ne aldatma, ne şiddetli geçimsizlik ne de aşkın bitmesi. ABD&#8217;de yapılan araştırma boşanmaların büyük çoğunluğunun &#8216;dırdır&#8217;dan kaynaklandığını ortaya koydu. Erkeklerin evliliklerde en çok şikayetçi oldukları konuların başında hiç şüphesiz eşlerinin çok konuşmaları ve bazı konuları özellikle uzatarak tartışma çıkarmalarıdır. Erkeklerin &#8216;dır dır&#8217; adını verdikleri, kadınların ise &#8216;konuşulması gereken şeyler&#8217; dedikleri konu, ABD&#8217;de yapılan bir araştırmaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ne aldatma, ne şiddetli geçimsizlik ne de aşkın bitmesi. ABD&#8217;de yapılan araştırma boşanmaların büyük çoğunluğunun &#8216;dırdır&#8217;dan kaynaklandığını ortaya koydu.</p>
<p>Erkeklerin evliliklerde en çok şikayetçi oldukları konuların başında hiç şüphesiz eşlerinin çok konuşmaları ve bazı konuları özellikle uzatarak tartışma çıkarmalarıdır. Erkeklerin &#8216;dır dır&#8217; adını verdikleri, kadınların ise &#8216;konuşulması gereken şeyler&#8217; dedikleri konu, ABD&#8217;de yapılan bir araştırmaya göre son yıllarda boşanmaların en büyük nedeni.<br />
<span id="more-2430"></span><br />
<strong>KADINLAR NEDEN &#8216;DIR DIR&#8217; EDER?</strong><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/tartisan-cift.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/tartisan-cift-300x215.jpg" alt="" title="tartisan-cift" width="300" height="215" class="alignleft size-medium wp-image-2431" /></a>Yıllardır, &#8216;şiddetli geçimsizlik&#8217;, &#8216;aldatma&#8217; veya &#8216;sevginin&#8217; bitmesi gibi nedenler hep boşanmaların ana sebepleri olarak biliniyordu. Ancak son yapılan çalışmalar bunların yerini &#8216;dır dır&#8217;ın aldığını gösteriyor. New York&#8217;taki Montefiore Tedavi Merkezi Davranış Bilimleri ve Psikoloji Bölümü Başkan Yardımcısı Scott Wetzler, &#8220;kadınlar neden &#8216;dır dır&#8217; eder? sorusuna şu yanıtı veriyor: &#8220;Karşısındaki kişilerden istedikleri şeyi alamayacağını düşünen kadınlar, bu kez düzenli bir şekilde ısrar ederek bunu gerçekleştireceklerine inanıyorlar. Aslında bu bir kısır döngü. Çünkü &#8216;dır dır&#8217; her şeyi başa döndürüyor.&#8221;</p>
<p><strong>İSTEDİKLERİ ŞEYİ ELDE EDEMEYEN KADINLARIN SİLAHI; DIR DIR</strong><br />
Scott Wetzler, &#8216;dır dır&#8217;ın kişilik dinamiklerini harekete geçiren önemli bir ateşleyici olduğuna da dikkat çekerek, &#8216;dırdır&#8217; anında söylenebilecek sözlerin, gerek kadın gerekse erkeğin vereceği tepkilerin sonuçlarının, evliliklerde kritik öneme sahip olduğunu ifade ediyor. Wetzler, kimi eşlerin, &#8216;dır dır&#8217; karşısında umursamaz tavırlar takınarak durumu tolere ettiğini kimilerinin ise verdiği karşılıklarla işi içinden çıkılmaz bir hale soktuğunu belirtiyor. Wetzler, kadınların eşlerinden bir sorun hakkında tatmin edici cevaplar alamamalarının &#8216;dır dır&#8217;ı tetikleyici ana faktörlerden birisi olduğunu da hatırlatarak, bu durumda ev ve aile hayatını kurma ve yönetme kararı alan kadın-erkek tüm çiftlerin daha sorumlu davranmaları gerektiğini ifade ediyor. </p>
<p><strong>SUSAN ERKEKLER İLİŞKİYİ FELAKETE GÖTÜRÜYOR</strong><br />
Uzmanlara göre bazı erkekler ise kadınların &#8216;dırdır&#8217;ı karşısında endişeli bir tavır takınarak onların sorularına ve konuşmalarına cevap vermekte zorlanıyorlar. Ya da konuyu biran önce kapatmak için bu yolu bilinçli olarak tercih ediyorlar.</p>
<p>Bu durumun, boşanmaların ana faktörlerinden biri olduğunun altını çizen Denver Üniversitesi Psikoloji Profesörü, Evlilik Merkezi ve Aile İlişkileri Yöneticisi Howard Markman, bu konuda çiftlerin yapması gereken şeyin daha çok konuşmaya ve karşısındakini anlamaya çalışmak olduğunu ve aralarındaki aşkı canlı tutmaları gerektiğini söylüyor.</p>
<p>Yaklaşık 30 yıldır, ilişki danışmanlığı yapan, ilişkilerdeki temel sorunlar, boşanmalar hakkında seminerler veren Markman, bu yöntemin sorunun en kısa yoldan çözümü olduğunu ifade ediyor. Öyle ki kendi yaptığı bir araştırmanın sonuçlarını söyleyen Markman&#8217;a göre, aile içinde iletişimi arttırman yoluna giden çiftler arasındaki boşanma oranı yüzde 12 azalma gösterirken, olumsuz iletişim tavırlarını sürdüren çiftlerde ise yüzde 20 oranında bir artış görüldüğünü söyledi.</p>
<p>Markman sözlerini, &#8220;Eğer &#8216;dırdır&#8217;ın devam etmesine izin verilirse aşk ve sevgi biter&#8221; sözleriyle noktalıyor.</p>
<p>Peki &#8216;dırdır&#8217;ı yenmenin yolları nelerdir. İşte uzmanlara göre &#8216;dırdır&#8217; nedeniyle evlilikleri tehlikeye giren çiftler için birkaç adımda <strong>&#8216;dırdır&#8217;la başa çıkma yolları: </strong><br />
- Sakinleşin (her iki taraf için de)<br />
- Eşinizin bakış açısıyla bakın (erkekler için)<br />
- &#8216;Sen&#8217;li cümleler yerine &#8216;Ben&#8217;li cümleler kurun: Örneğin, &#8216;Faturaları zamanında ödemiyorsun&#8217; demek yerine, &#8216;faturaları zamanında ödeyebilmeni isterdim&#8217; (Kadınlar için)<br />
- İstediğiniz şeyin sizin için neden önemli olduğunu açıklayın (Kadınlar için)<br />
- Beklentilerinizi yönetin (kadınlar için)<br />
- Beklentileriniz için zaman tanıyın ya da süre verin (kadınlar için)<br />
- Alternatif çözümler düşünün (erkekler için)<br />
<em>Haber7 &#8211; aa</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/evlilik/2430_bosanmalarin-buyuk-cogunlugu-dirdirdan-kaynaklaniyor.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelikte yaptırılması gereken testler nelerdir?</title>
		<link>http://www.dokun.org/mansetler/2426_hamilelikte-yaptirilmasi-gereken-testler-nelerdir.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/mansetler/2426_hamilelikte-yaptirilmasi-gereken-testler-nelerdir.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 04:14:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Bebek]]></category>
		<category><![CDATA[Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Hamilelikte yaptırılması gereken testler nelerdir?]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2426</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelikte yaptırılması gereken testler nelerdir? Hamilelik sırasında hem annenin hem de bebeğin sağlık durumu hakkında bilgi edinmek için yapılması gereken bir takım testler bulunmaktadır. Peki hamilelik sırasında yapılması gereken testler nelerdir? İşte cevapları&#8230; Hamilelik sırasında yaptırılması gereken testlerden bir tanesi kan grubu testidir.Kan grubu testi sayesinde anneyle babanın arasında kan uyuşmazlığı olup olmadığı anlaşılır. Eğer [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h1>Hamilelikte yaptırılması gereken testler nelerdir?</h1>
<p>Hamilelik sırasında hem annenin hem de bebeğin sağlık durumu hakkında bilgi edinmek için yapılması gereken bir takım testler bulunmaktadır. Peki hamilelik sırasında yapılması gereken testler nelerdir? İşte cevapları&#8230;</p>
<p>Hamilelik sırasında yaptırılması gereken testlerden bir tanesi kan grubu testidir.Kan grubu testi sayesinde anneyle babanın arasında kan uyuşmazlığı olup olmadığı anlaşılır.<br />
<span id="more-2426"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/hamile-kadin.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/hamile-kadin-300x200.jpg" alt="" title="hamile-kadin" width="300" height="200" class="alignleft size-medium wp-image-2427" /></a>Eğer anneyle baba arasında kan uyuşmazlığı varsa İndirekt Coombs testi yaptırılması gerekir. Bu dönemde yaptırılması gereken bir diğer test kan sayımıdır.</p>
<p>Kan sayımı sayesinde gerek annede olabilecek kansızlık gerekse enfeksiyonlar tespit edilebilir.Birçok kadında hamilelik döneminde şeker hastalığı ortaya çıkar.Bunun için hamilelik döneminde yaptırılması gereken bir diğer test de açlık kan şekeri ve şeker yükleme testleridir.</p>
<p>Bunların dışında anneden bebeğe geçebilecek frengi, toxoplazma, CMV gibi hastalıkların annede olup olmadığını gösteren mikrobik testlerin yaptırılması bebeğin sağlığı için son derece önemlidir. Down sendromu hamile kadınların en çok korktukları hastalıkların başında gelir.</p>
<p>Bunu erken dönemde saptamak için hamileliğin başlarında ikili tarama testi ve üçlü tarama testi yaptırılmalıdır. Tüm bu testlerin yanı sıra belirli aralıklarla ultrasonografi yaptırılarak bebeğin genel durumu takip edilir.<br />
<em>Kadınlaralemi</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/mansetler/2426_hamilelikte-yaptirilmasi-gereken-testler-nelerdir.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tasarruflu ampulleri, tavanı yüksek odalarda tercih edin</title>
		<link>http://www.dokun.org/saglik/2421_tasarruflu-ampulleri-tavani-yuksek-odalarda-tercih-edin.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/saglik/2421_tasarruflu-ampulleri-tavani-yuksek-odalarda-tercih-edin.htm#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2012 02:53:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Tasarruflu ampulleri tavanı yüksek odalarda tercih edin]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2421</guid>
		<description><![CDATA[Enerji tasarrufu için kampanyalar yapılıyor. Birçok ürün gibi klasik ampuller de tasarruflu ampullerle değiştiriliyor. Prof. Dr. Osman Çerezci ise tasarruflu ampullerin kullanımı hakkında uyarıyor&#8230; &#8220;Yaydıkları radyasyon nedeniyle her odada tercih edilmemeli. Çocuk odaları ve çalışma masalarında ise bu tür ampuller asla kullanılmamalı.&#8221;Enerji tasarrufu için evin içindeki ampuller tasarruflu olanlar ile değiştiriliyor. Ancak elektrikten tasarruf ederken [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Enerji tasarrufu için kampanyalar yapılıyor. Birçok ürün gibi klasik ampuller de tasarruflu ampullerle değiştiriliyor. Prof. Dr. Osman Çerezci ise tasarruflu ampullerin kullanımı hakkında uyarıyor&#8230;</p>
<p>&#8220;Yaydıkları radyasyon nedeniyle her odada tercih edilmemeli. Çocuk odaları ve çalışma masalarında ise bu tür ampuller asla kullanılmamalı.&#8221;Enerji tasarrufu için evin içindeki ampuller tasarruflu olanlar ile değiştiriliyor. Ancak elektrikten tasarruf ederken sağlığınızdan olmayın.<br />
<span id="more-2421"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/tasarruflu-ampuller.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/tasarruflu-ampuller-300x194.jpg" alt="" title="tasarruflu-ampuller" width="300" height="194" class="alignleft size-medium wp-image-2422" /></a><strong>Sakarya Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü</strong> Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Çerezci, tasarruflu ampullerin yaydıkları radyasyon sebebiyle her odada tercih edilmemesi gerektiğini söylüyor. &#8220;Tasarruflu ampuller ancak yüksek tavanlı odalarda yahut başımızdan 50-60 cm yukarıda kalacak şekilde kullanıldığında olumsuz etkileri en aza indirilebilir.&#8221; diyen Çerezci, çocuk odaları ve çalışma masalarında bu tür ampullerin asla kullanılmaması konusunda vatandaşları uyarıyor.</p>
<p>Osman Çerezci, <strong>tasarruflu ampuller</strong>in <strong>klasik ampuller</strong>e göre çok daha fazla elektromanyetik alan yaydığını ifade ediyor. Bu ampullerin ev ve çalışma ortamında elektromanyetik kirlilik kaynağı olduğunu belirten Çerezci, yaşadığı bir olayı şöyle aktarıyor: &#8220;Bursa&#8217;da baz istasyonu ölçümü için bir eve gittik. Evdeki radyasyonun baz istasyonundan değil, evde kullanılan tasarruflu ampulden kaynaklandığını gördük. Işığı yaktığımızda cihazımızın aniden yüksek değerler gösterdiğine tanık olduk. Işığı kapattığımızda sıfırlanıyordu.&#8221; Tasarruflu ampulün yaydığı radyasyonun 20 santimetrelik alan içinde 10-15 birim arasında değiştiğini ifade eden Çerezci, klasik ampullerde ise bu oranın 0 olduğunu belirtiyor. Bazı tasarruflu ampullerin iki kat zarflanarak ultraviyole etkisinin azaltılmak istendiğini dile getiren Çerezci, yine de elektromanyetik alan yaymaya devam ettiğini söylüyor. Çerezci&#8217;ye göre tasarruflu ampullerden yayılan elektromanyetik alanlar, bedenimizde elektrik sinyallerinin taşındığı sinirler üzerinde akımlar meydana getirerek sinirleri uyarıyor, kasları etkiliyor. Bu da kişide yorgunluk, sinirlilik oluşturabiliyor. Ayrıca tasarruflu ampul, masanın başucunda 10 cm gibi kişinin çok yakınında bulunması halinde ultraviyole sızıntısı yapması nedeniyle deride kızarıklıklar meydana getiriyor. Prof. Dr. Çerezci, çocuk odaları, çalışma masaları ve yatarken başucumuzda kesinlikle bu tür aydınlatma ürünlerinin kullanılmaması gerektiği konusunda uyarıyor. Çocukların elektromanyetik alanlardan çok daha fazla etkilendiğini belirten Çerezci, çocuk odalarında klasik ampullerin tercih edilmesini tavsiye ediyor.</p>
<p><strong>Tasarruflu ampulleri, tavanı yüksek odalarda tercih edin</strong><br />
&#8220;Enerji tasarrufunu kabul ediyoruz ama ampullerin bazı kullanım şartları olmalı.&#8221; diyen Prof. Dr. Çerezci, evin her odasında tasarruflu ampullerin kullanılmaması gerektiğini söylüyor. Çerezci&#8217;ye göre banyo, koridor gibi evde en az zaman geçirilen yerlerde bu tür ampuller tercih edilebilir. Ancak tavanı yüksek veya ampulün başımızdan 50-60 cm yukarıda kalacak şekilde olması şartıyla. Zira ışığın mesafeye bağlı olarak elektromanyetik etkisi de azalıyor. Kişiye ne kadar uzaksa tesirini de o derece kaybediyor.</p>
<p><strong>Kırılan ampule elle dokunmayın</strong><br />
Tasarruflu ampullerin içinde aynı zamanda <strong>5 miligram civarında cıva</strong> bulunuyor. Havaya karışan civanın solunması çok tehlikeli. Cıva bağışıklık sistemini etkilediği gibi beyin ve sinir sistemini de olumsuz etkiliyor. Kırıldığında çıplak elle dokunmadan parçaları yapışkan bir bezle dikkatlice toplamak gerekiyor. Bu parçalar ve arızalı tasarruflu ampuller, evdeki çöp kovalarına da atılmamalı. Piller gibi çevre kirleticisi olmaları nedeniyle <strong>ayrı toplanmalı</strong>. Oda da cıvanın yayılmasına karşı iyice havalandırılmalı.<br />
<em>zaman</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/saglik/2421_tasarruflu-ampulleri-tavani-yuksek-odalarda-tercih-edin.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kızartmalar kalbe zararlı değilmiş</title>
		<link>http://www.dokun.org/diyet/2418_kizartmalar-kalbe-zararli-degilmis.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/diyet/2418_kizartmalar-kalbe-zararli-degilmis.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 23:09:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Diyet]]></category>
		<category><![CDATA[Kızartmalar kalbe zararlı değilmiş]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2418</guid>
		<description><![CDATA[Düzenli olarak kızartılmış gıdalar tüketmenin kalp krizine yol açtığı yönünde inanışın bir efsane olduğu ortaya çıktı. Sonuçları &#8220;British Medical Journal&#8221; dergisinde yayımlanan araştırma, zeytinyağı veya ayçiçek yağı kullanıldığı sürece düzenli olarak kızartılmış gıdalar tüketmenin kalp krizine yol açmadığını gösterdi. Daily Telegraph gazetesinin haberine göre, İspanyol bilimadamları, araştırma çerçevesinde 1990&#8242;ların ortalarından 2004 yılına kadar, üçte ikisi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Düzenli olarak kızartılmış gıdalar tüketmenin kalp krizine yol açtığı yönünde inanışın bir efsane olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Sonuçları &#8220;<strong>British Medical Journal</strong>&#8221; dergisinde yayımlanan araştırma, zeytinyağı veya ayçiçek yağı kullanıldığı sürece düzenli olarak kızartılmış gıdalar tüketmenin kalp krizine yol açmadığını gösterdi.<br />
<span id="more-2418"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/kizartma.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/kizartma-300x155.jpg" alt="" title="kizartma" width="300" height="155" class="alignleft size-medium wp-image-2419" /></a>Daily Telegraph gazetesinin haberine göre, İspanyol bilimadamları, araştırma çerçevesinde 1990&#8242;ların ortalarından 2004 yılına kadar, üçte ikisi kadın olan 40 binden fazla kişiyi izledi.</p>
<p>Bilimadamlarının, bu kişileri kızartılmış yiyecek tüketim oranlarına göre 4 gruba ayırdığı, sonuçta kızartılmış yiyecekleri en fazla ve en az tüketenler arasında kalp krizi gibi koroner bir rahatsızlığa yakalanma olasılığının değişiklik göstermediği bildirildi.</p>
<p>Araştırma sonuçları hakkında yorum yapan, Almanya&#8217;daki Regensburg Üniversitesi&#8217;nden profesör Michael Leitzmann, konuyla ilgili olarak, biri Kosta Rikalı diğeri uluslararası bir ekip tarafından diğer iki araştırmanın da kızartılmış yiyeceklerle kalp hastalığı arasında güçlü bir bağ bulmakta başarısızlığa uğradığını söyledi.</p>
<p>Leitzmann öte yandan bunun, kızartılmış gıdaların hiçbir sağlık sorununa yol açmayacağı anlamına gelmediğine de dikkati çekti.<br />
<em>Haber7 &#8211; aa</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/diyet/2418_kizartmalar-kalbe-zararli-degilmis.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk sinemasında gizli tehlike</title>
		<link>http://www.dokun.org/kultur-sanat/2415_turk-sinemasinda-gizli-tehlike.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/kultur-sanat/2415_turk-sinemasinda-gizli-tehlike.htm#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 26 Jan 2012 22:42:23 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kültür Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Türk sinemasında gizli tehlike]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2415</guid>
		<description><![CDATA[Son yıllarda büyük bir ivme kazanan sinema sektörü beraberinde bir çok tartışmayı da alevlendirdi. Sinema ve ailenin korunması tartışmalarıyla ilgili yeni açıklama TESİYAP&#8217;tan geldi. Türk sinema sektöründe bir anda ortaya çıkan, “sinema destek sistemi değişiyor mu” yaklaşımı, sivil toplum örgütlerini de endişelendiriyor. Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği (TESİYAP) konuyla ilgili yayınladığı açıklamada, aile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda büyük bir ivme kazanan sinema sektörü beraberinde bir çok tartışmayı da alevlendirdi. Sinema ve ailenin korunması tartışmalarıyla ilgili yeni açıklama TESİYAP&#8217;tan geldi.</p>
<p>Türk sinema sektöründe bir anda ortaya çıkan, “sinema destek sistemi değişiyor mu” yaklaşımı, sivil toplum örgütlerini de endişelendiriyor. <strong>Televizyon ve Sinema Filmi Yapımcıları Meslek Birliği</strong> (TESİYAP) konuyla ilgili yayınladığı açıklamada, aile ve sinema üzerinden yürütülen tartışmaları değerlendirdi.<br />
<span id="more-2415"></span><br />
<a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/issiz-adam.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/issiz-adam-300x183.jpg" alt="" title="issiz-adam" width="300" height="183" class="alignleft size-medium wp-image-2416" /></a>Sinema Genel Müdürlüğü’ne atanan Mesut Cem Erkul’un ‘aile filmlerinin destekleneceği’ yönündeki sözlerinden duyulan memnuniyet dile getirilirken, bazı yönetmen ve yapımcıların gösterdiği tepkiler eleştirildi.</p>
<p>TESİYAP, sinemanın gişe ve sanat filmi ayırt edilmeksizin desteklenmesi gerektiğini açıkladı.</p>
<p>İşte o açıklama:<br />
<strong>KAMUOYU AÇIKLAMASI / SİNEMA GENEL MÜDÜRLÜĞÜ</strong><br />
Son haftalarda yeni Sinema Genel Müdürü Mesut Cem Erkul’un basına yansıyan açıklamaları ile gündeme gelen “sinema destek sistemi değişiyor mu” yaklaşımıyla hem sektörümüz içinde hem de medyada oluşan yaklaşımdan kaygı duymaktayız.</p>
<p>Son on yılda Türk sinematografi endüstrisi, tarihinde görülmemiş bir yükseliş grafiğine imza attı. Sinema filmlerini ve televizyon dizilerini kapsayan bu endüstrinin hem yurt içinde hem de yurt dışında sağladığı başarı grafiği açıkça ortadadır.</p>
<p>Bu grafiğin değerleri iki ana veri üzerinden hesaplanmaktadır. Sinema filmleri için filme giden seyirci sayısı ve uluslararası festivallerden alınan ödüller. Televizyon dizi filmleri için ise seyredilme oranı ve yabancı ülke televizyonlarına satışları.</p>
<p>Tabiî ki bu verilerin tamamı bakış açılarına göre tartışılır, ancak; olay bu olgu üzerinden gerçekleşmektedir.</p>
<p>Son on yıllık süreç bize gösterdi ki bu devasa endüstrinin aktif işletiminden kat ve kat daha büyüğü potansiyel rezerv olarak toprağın altında yatmaktadır. Başta sektörün üretici aktörleri olmak üzere, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ve diğer devlet kurumlarının, sivil toplum örgütlerinin bu potansiyel rezervin açığa çıkartılıp işletilmesinde dinamik unsurlar olarak pozisyon almaları gerekmektedir.</p>
<p>Tüm bu denklemler içerisinde Sayın Mesut Cem Erkul’un yaptığı açıklamalarla da sektörümüzün yeni bir kavşak noktasına geldiğini teyit etmiş oluyoruz. Ara yoldan ana yola çıkma hazırlıklarının yapılması gerektiği bir zamanda, bir grup sinemacının sektörümüz adına yaptığı ve medyada yankı bulan bu açıklamayı statik, korumacı ve dogmatik buluyoruz.</p>
<p>Türk sineması artık dünya sinemasını şekillendiren, Ülke sineması kimliğine kavuşması gerekmektedir.</p>
<p>Başta sinemayı “<strong>sanat sineması</strong>” ve “<strong>ticari sinema</strong>” olarak ayrıştırmak sektörün kendi ayağına kurşun sıkmasından başka bir şey değildir. Sinema yapısı, üretim ve dağıtım süreçleri gereği ticari olmak durumunda olan bir sanattır. Bu ticariliğin nasılını konuşmak yerine kategorize edici, “aşağılayıcı” yaklaşım sektörün potansiyel rezervi adına hiç şık değildir. Bu ayrıştırıcı tavrın içinden biri çıkıp da “<strong>size giden destekler bizim filmlerimizin gişede kazandığı paralar</strong>” derse ne yapacaksınız. Kısacası bu “ayrıştırıcı” yaklaşımı sektör adına doğru bulmuyoruz. İşleyen dinamik bir sektörün nitelikli iş gücünü ve nitelikli işi ortaya koyacağını hepimiz biliyoruz.</p>
<p>“<strong>Sansür ve adam kayırma</strong>” “<strong>Çerçevesi müphem Türk aile değerleri</strong>” şeklindeki iki temel kavramsallaştırmanın yer aldığı basın bildirisine imza atan, birçoğunu yakınen tanıdığımız bu arkadaşların yaklaşımı bizi düşünceye sevk etmiştir.</p>
<p>Bugüne kadar yaptıkları hemen her çalışmada hem Bakanlık Destekleme Fonu’ndan hem de diğer devlet kurumlarından destek alan bu arkadaşlarımız “<strong>Sansür ve adam kayırma</strong>” derken bu zamana kadar var olan sistemin gideceği korkusunu mu yaşıyorlar!</p>
<p><strong>Sinema Meslek Birlikleri Temsilcileri</strong> ve Bakanlık görevlilerinden oluşan destekleme kurumunun yapısını ve işleyişini sektörün üreten kesimleri çok iyi bilmektedir. Bu yapının daha “şeffaf” olması, değerlendirme kriterlerinin “nesnelliği” gibi tartışmalar Sinema Meslek Birlikleri olarak kendi içimizde devam ederken, Destekleme Kurulu’na gönderdiğimiz üyelerimizle de görüşlerimizi Destekleme Kurulu’na yansıtıyoruz.</p>
<p>“Çerçevesi müphem Türk aile değerleri” ifadesi sinema toplum ilişkisini ve de sanatın köklerini hiçe sayan bir yaklaşımın ifadesi olarak durmaktadır. Tüm sanat ürünleri üzerinde bulunduğu toplumsal zemin üzerinden vücut bulurlar.</p>
<p>Biz ortaya çıkan üründe sanatçının ayaklarını bastığı zeminle ilişkisini görürüz. “Çerçevesi müphem Türk aile değerleri” ifadesi bastığı zemine “şaşı” bakmanın ifadesidir.</p>
<p>İnsan değerli bir varlıktır, çünkü insanın değerleri vardır. Toplumların değerleri vardır. Tabi ki bu arkadaşlarımızın da değerleri var. Bu ifadenin de arkadaşlarımızın değerlerin bir değerlendirilmesi sonucu açığa çıktığı görülmektedir.</p>
<p>“<strong>Türk aile yapısının çerçevesi</strong>” tüm dünya tarafından hatları çok keskin bir şekilde bilinen bir yapıya sahiptir. Bu yapıya “Fransız” kalan ve “Fransız” bakan arkadaşlarımızın hangi zemin üzerinden “sanat” yaptığı ayrı bir merak konusudur.</p>
<p>Ülkemiz televizyon endüstrisinin tamamına yakınını ve seyircisiyle sinemada geniş kitleleri buluşturan sinema filmlerinin çoğunluğunu üreten üye portföyüne sahip <strong>TESİYAP</strong> olarak; son dönemde yol alan Türk sinemasının, sektörün dinamik yapısı ve işleyişiyle ülkenin mevcut potansiyelini açığa çıkartarak, yerelden evrensele kültürel iletişim kanallarını genişleterek yoluna devam edeceğini, Türk sinemasını var eden tüm çalışanlarıyla ve sinemasına sahip çıkan seyircisiyle paylaşıyor ve genel değerlendirmeyi kamuoyunun takdirine sunuyoruz.<br />
<em>Haber7</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/kultur-sanat/2415_turk-sinemasinda-gizli-tehlike.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ütü yapmanın püf noktaları</title>
		<link>http://www.dokun.org/mansetler/2410_utu-yapmanin-puf-noktalari.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/mansetler/2410_utu-yapmanin-puf-noktalari.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 01:17:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hobi ve Pratik]]></category>
		<category><![CDATA[Manşetler]]></category>
		<category><![CDATA[Ütü yapmanın püf noktaları]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2410</guid>
		<description><![CDATA[Birçok kadınının korkulu rüyası olan ütü yapmak marifet gerektiren bir iştir. Ancak işin püf noktalarını bildikten sonra kolay ve doğru bir şekilde giysilerinizi rahatça ütüleyebilirsiniz. Peki ütü yapmanın püf noktaları nelerdir? Reader&#8217;s Digest dergisinde yer alan haberde, ütüyü doğru yapmanız için 8 öneri bulunuyor. Rowenta ütülerinin Ürün Müdürü Donna Wallace giysilerinizi ve çamaşırlarınızı mükemmel bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Birçok kadınının korkulu rüyası olan ütü yapmak marifet gerektiren bir iştir.</p>
<p>Ancak işin püf noktalarını bildikten sonra kolay ve doğru bir şekilde giysilerinizi rahatça ütüleyebilirsiniz. Peki ütü yapmanın püf noktaları nelerdir?<br />
<span id="more-2410"></span><br />
Reader&#8217;s Digest dergisinde yer alan haberde, ütüyü doğru yapmanız için 8 öneri bulunuyor. Rowenta ütülerinin Ürün Müdürü Donna Wallace giysilerinizi ve çamaşırlarınızı mükemmel bir şekilde nasıl ütüleyebileceğinize dair ipuçlarını sizlerle paylaşıyor:</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/utu-yapan_kiz.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/utu-yapan_kiz-300x200.jpg" alt="" title="utu-yapan_kiz" width="300" height="200" class="alignleft size-medium wp-image-2411" /></a><strong>1. Giysilerinizi</strong> en düşük ve en yüksek sıcaklık gerektiren türlerine göre <strong>ayırın</strong>. İpekleri ve sentetik giysileri düşük ve orta ısıda, yünleri orta ısıda, pamuk ile ketenleri ise yüksek sıcaklıkta ütüleyebilirsiniz. Doğru ısının ayarlanması önemlidir, bu nedenle ütünün ısısını değiştirdikten sonra birkaç dakika ısının ayarlanması için bekleyin.</p>
<p><strong>2. Giysilerinizi ütüledikten sonra</strong> hemen askıya asın ya da katlayıp yerine kaldırın.</p>
<p><strong>3. Ütü yaparken</strong> asla dairesel hareketler kullanmayın. Çünkü kumaşı esnetip uzatabilirsiniz. Giysilerinizi boyuna ütüleyin ve kırışıklıklarınızı buhar püskürterek yok edin.</p>
<p><strong>4. Masa örtüsü ya da perde</strong> gibi büyük parçaları ütülediğinizde ütü masasının yanına sandalye yerleştirin ve ütülediğiniz bölümü sandalyenin üzerine dikkatlice yerleştirin. Ayrıca büyük parçaları havluyla kaplanmış bir masanın üstünde de ütüleyebilirsiniz. Ancak masanızın buhardan ve yüksek sıcaklıktan etkilenmeyeceğinden emin olun.</p>
<p><strong>5. Hassas kumaşlar</strong>ı pamuk bir kumaş, mendil ya da tülbent ile ütüleyin. Ayrıca bu giysilerin parlamasını önlemek için tersinden ütüleyin.</p>
<p><strong>6. Ütü yaparken</strong> uzatma kablosu kullanmak zorundaysanız, 12 amperlik kablo kullanın. Daha düşük amperdekiler aşırı ısınabilir ve yangın çıkarabilir.</p>
<p><strong>7. Pilili bir etek ya da</strong> kumaş ütülerken alttan bastırın. Önce pililerin iç kısmı sonra dışını ütüleyin. Pilileri buhar püskürterek ayarlayın.</p>
<p><strong>8. Kırışıklıkların tamamen kaybolması</strong> için ütüyü bitirdikten sonra giysileri birkaç saat bekletin.<br />
<em>zaman</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/mansetler/2410_utu-yapmanin-puf-noktalari.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Televizyon yarışmalarının büyük soygunu</title>
		<link>http://www.dokun.org/eglence/2407_televizyon-yarismalarinin-buyuk-soygunu.htm</link>
		<comments>http://www.dokun.org/eglence/2407_televizyon-yarismalarinin-buyuk-soygunu.htm#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 25 Jan 2012 00:53:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eğlence]]></category>
		<category><![CDATA[Televizyon yarışmalarının büyük soygunu]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.dokun.org/?p=2407</guid>
		<description><![CDATA[Televizyonlarda yayınlanan yarışma programları çeşitli oyunlarla vatandaşları telefonlara yönlendirip büyük ekonomik kayıplara uğramasına neden oluyor. Kolay yoldan para kazanma heyecanı ile telefona sarılan vatandaşlar saatlerce telefonlarda bekletiliyor, çeşitli oyunlarla tekrar aramaları sağlanıyor ve kimi vaatler sunulup tutulmuyor. Asıl şoku ise vatandaşlar telefon faturaları gelince yaşıyor. Yarışma programlarının mağdurları tahmin edilen rakamların çok üzerinde. Günün farklı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Televizyonlarda yayınlanan yarışma programları çeşitli oyunlarla vatandaşları telefonlara yönlendirip büyük ekonomik kayıplara uğramasına neden oluyor.</p>
<p>Kolay yoldan para kazanma heyecanı ile telefona sarılan vatandaşlar saatlerce telefonlarda bekletiliyor, çeşitli oyunlarla tekrar aramaları sağlanıyor ve kimi vaatler sunulup tutulmuyor. Asıl şoku ise vatandaşlar telefon faturaları gelince yaşıyor.<br />
<span id="more-2407"></span><br />
Yarışma programlarının mağdurları tahmin edilen rakamların çok üzerinde.</p>
<p><a class="highslide" onclick="return vz.expand(this)" href="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/tv_para.jpg"><img src="http://www.dokun.org/wp-content/uploads/2012/01/tv_para-300x158.jpg" alt="" title="tv_para" width="300" height="158" class="alignleft size-medium wp-image-2408" /></a>Günün farklı saatlerinde yayınlanan yarışma programları çok basit sorularla seyirciyi ekran başına çekiyor ve kolay yoldan para kazanacağına inandırılan seyirciler telefon etmeye teşvik ediyor. Asıl şikayetler ise bundan sonra başlıyor. Telefona sarılan seyirciler büyük ekonomik kayıplar yaşıyor. Nasıl mı işte bu sorunun yanıtı şikayetler ile birlikte şöyle:</p>
<p><strong>SAATLERCE BEKLETİLİYORLAR</strong><br />
Yarışmada verilen soruyu yanıtlamanın heyecanı ile telefona sarılan seyirciler, saatlerce telefonda bekletiliyor. Dakikalarca telefonda bekletilen katılımcılar asıl şoku telefon faturasını görünce yaşıyor.</p>
<p>“Televizyon kanallarında yayınlanan programının bir süredir takibindeydim. Çok basit sorularla büyük paralar verilen bir program. Aslında böyle gösteriliyor. Bir soru için 1 saat gibi uzun bir süre bekleniyor. Ama nedense sadece 3-5 kişi yayına katılıyor. Bu durum kafama takılsa da ekranda çıkan soruları bilmek için 3 arama yaptım. Canlı yayına bağlanmak için 2 tane basit eleme sorusu soruluyor. Bu soruları doğru yanıtlıyorum ve canlı yayına bağlanacaksınız diyor. Tam bağlanacağımızda hattan düşüyoruz. Allah Allah deyip tekrar arıyorum hep aynı şey. Tabi dakika başı ücret aldığı için ve bu 2 soruyu sorana kadar yavaş işleyen bir telesekreter kaydı sayesinde her aramada bizden 5-6 liralık konuşma ücreti kesiyor. Bir de bağlanamayıp hattan düşüyoruz. Özellikle ilk telefon açıldığın ‘Tekrar tekrar arayıp şansınızı artırabilirsiniz.’diyorlar ki insanlar ‘Tüh be hattan düştük’ deyip tekrar arasınlar. Yayına bağlanan kişi sayısı çok az oluyor nedense ve bu bağlananlar da alakasız garip cevaplar veriyor.”</p>
<p><strong>TELEFONU KAPATIYORLAR</strong><br />
En hızlı tahmini yapan seyirciye para ödülü verileceği vaat edilen programlarda ikinci oyun ise saatlerce bekleyen seyircinin tekrar tekrar aramasını sağlamak.</p>
<p>“Otomatik sesli mesajlarda bizi yanıltıyor. ‘Tuşlama tanımlanmadı’, ‘Soruyu bildiniz fakat daha hızlı olabilirdiniz’, ‘Yanıtınız anlaşılmadı tekrar deneyiniz’ gibi otomatik yanıtlar ile bizi tekrar arama yapmaya zorluyorlar. Söz konusu program arandığında matematiksel bir soru sorulmakta soru bilinse bile telefonu insanların yüzüne kapatıyorlar. Diğer bir arayışımda ise ‘Yayına bağlanıyorsunuz lütfen bekleyiniz’ denildi ancak hemen ardından telefon kapandı bu olay 4-5 defa gerçekleşti. Ben bu şekilde sinirimden 6-7 defa aradım diğer insanlarda aynı şekilde aldatılıyor. Ben hayatımda ilk kez böyle açıkça bir televizyon kanalının insanları aldattığına şahit oldum. Bu olaydan dolayı maddi manevi olarak yıkıldım.”</p>
<p><strong>DOĞRULAR DOĞRU DEĞİL</strong><br />
Diğer bir mağduriyet nedeni ise doğru yanıt kabul edilmiyor. ‘Doğru bildiğimizden şüphe eder olduk” diyen vatandaşlar acilen RTÜK’ün programlara el atmasını istedi.</p>
<p>&#8220;İlkokul çocuklarının dahi bilebileceği kesin olduğundan emin olduğum sorunun yanıtına ‘yanlış yanıt’ denilince deliye döndüm. Bunlardan daha kötüsü, cevap doğru bile olsa otomatik sistemden ‘Bilemediniz’ sesi duyulup, telefon yarışmacının yüzüne kapanabiliyor.&#8221;<br />
<em>Haber7</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.dokun.org/eglence/2407_televizyon-yarismalarinin-buyuk-soygunu.htm/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

